Karadeniz Bayrak
Son Dakika
23 Haziran 2018 Cumartesi

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü

08 Mart 2018 Perşembe, 02:44
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü

8 Mart 1857 de Amerika da tekstil işçisi kadınların ağır çalışma koşullarına karşın başlattıkları grevde 129 kadının yakılmasıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak anılır.

8 Mart’ta ‘samimiyet’ yok!

8 Mart Dünya Kadın Haklarını Günü’nün bir bayram gibi kutlanmasının doğru bulmadığını belirten Ordu Kadını Güçlendirme Derneği Başkanı Mihriban Yuva, 364 gün hakkı çiğnenen kadın için bir gün kalıplaşmış bazı sözler söylenmesinin kendisine samimi gelmediğini söyledi. Yuva, Ordu’da kadın istihdamı ve ensest konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu kaydetti.

Türkiye genelinde olduğu gibi Ordu’da da kadın istihdamı ile ilgili büyük sorunlar olduğunu belirten Ordu Kadını Güçlendirme Derneği Başkanı Mihriban Yuva, “Kadın istihdamı denince tekstil akla geliyor yada kadın işi olarak değerlendirilen işler akla geliyor. Ve maalesef istihdam olanları çok yok. İşti görülüyor toplum yararına yapılan çalışmalarda park ve bahçe çalışmalarında kadınlar çalıştırılıyor. Kadın istihdamı ile ilgili gerçekten çok ciddi politikaların uygulanması gerekiyor. Bunun için de kadınları temelden eğitimle gelmesi gerekiyor. Buna göre uzmanlık alanlarında istihdam edilmesi gerekiyor. Ancak eğitim almamış kadınların da bir şekilde istihdama katılması gerekiyor. Çünkü ekonomik özgürlüğü olmayan kadın haklarının bilincine de varamıyor.” dedi.

Bu gün bayram değil!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün Türkiye’de bir bayram gibi algılandığını aktaran Ordu Kadını Güçlendirme Derneği Başkanı Yuva, “Bu aslında bana anlamsız geliyor. Evet 8 Mart Dünya Emekçi Kadınların günü. Hakları için mücadele veren emekçi kadınların günü. Bu gün kutlama olarak değil de kadınları anlama günü olarak ele alınmalı. Her sene bunu vurgulamaya çalışıyorum bu sene de vurgulamak durumunda kalıyorum. Bir milli bayram değil 8 Mart. Yani 364 gün kadına şiddet uygula, taciz uygula, tecavüz uygula ondan sonra da 1 gün kadınları anladığını zannet yada haklarını verdiğini söylemek bana çok samimi gelmiyor. Dün neyse bugün de öyle. Hak için hala mücadele etmek zorunda kalan bir cinsiyetiz kadınlar olarak.” diye konuştu.

Cezalar caydırıcı değil
Kadın hakları konusunda sürecin de olumlu yönde gitmediğini dile getiren Yuva, “Son bir yılda 401 kadın öldürüldü, 332 kadın tecavüze uğradı. Bir o kadar da çocuk istismara uğradı. Bunlar olumlu şeyler mi? Ben bunun sayı olarak da verilmesini çok karşıyım. Çünkü bahsettiğimiz sayı bir insan. Bu çevresiyle birlikte birçok insanı da etkiliyor. Bir insan bile çok küçük bir şey mi? Kadına şiddeti önlemeye dönük eylem palanları yapılıyor ancak bu yapılırken bile alandaki kadınları hiçbir şey sorulmuyor. Tepeden gelen şeyler söyleniyor. Bunlar çözüm olmuyor. Yönetmeye çalıştığınız insanların taleplerinin görmezden gelinmeye çalışılması ne kadar doğru? Kadına karşı işlenin suçlarda cezaların caydırıcı olması gerekiyor ama bu idam değil. İyi hal gibi indirimlerin olmaması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Ordu’nun sorunu ensest!
Ordu’da birkaç yıl önce ciddi bir araştırma yaparak kadına yönelik şiddeti önleme araştırması yaptıkları bilgisini veren Yuva, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çalışma için 2,5 yıl boyunca ciddi bir emek verildi. O dönem yapılan çalışma sonucu şöyle bir sonuçla karşılaştık. Ordu’nun kırsalında çok ciddi bir enses…
Tecavüzün cezası idam olmalı!

8 Mart Dünya Kadın Hakları Günü sebebiyle düşüncelerini kadın ve erkeklere sorduk. Birbirinden ilginç tespit ve çözüm önerileri aldık. Kimi idam cezası isterken kimi evlilik öncesi ana-baba eğitimi verilmesini istedi. İşte o röportaj:

İdam olmalı
Sevda Savaşkan: Türkiye’de kadın hakları konusunda tabi ki sorun var. Hata başta aşağıya sorun. Türkiye’de kadın hakkı mı var? Aile Bakanlığı’nın bu konuda bir şeyler yapması lazım. Çok keskin karar alması lazım. O bakan bana göre hiç kadınların yanında değil. Kadınların hakkı hiç yok, Meclis’te bile yok. İYİ Parti kuruldu başkanı bir kadın oma arada bile hep erkek var. Ülkede her gün bir kadın cinayeti var. Kadınlar her alanda olmalı. Hemen hemen de eşit gibi. Ancak bu kadına şiddet durmuyor. Burada çok büyük sorun var. Bana göre kadına şiddete, tecavüzde ölüm cezası olmalı, idam olmalı. Başka türlü önüne geçilmez.

Kadınlar Meclis’e girmeli
Nilüfer Bul: Güçlü kadınlar kararlarını verip uygulayan kadınlardır. Kadın ne kadar güçlü olursa o kadar hakkını savunur. Türkiye’de kadın hakları çiğneniyor desem yalan çiğnenmiyor desem yalan. Her şeyi görüyoruz, kadın ölümlerini gazetelerden okuyoruz. Demek ki kadınlar yeteri kadar kendilerini koruyamıyorlar, korunamıyorlar. Kanunlar da onları koruyamıyor. Meclis’te sezimizi duyuracak güçlü kadınlara ihtiyaç var. Sivil toplum kalmadı artık her şey değişti. Bunun için de kenetlenmeliyiz. Televizyon da bir kültür işidir. Kültür yüksek se ders alırsın. Değilse özenirsin. Sonuçlara bakılınca daha bilinci yayınlar yapılması gerektiği görülüyor.

Eğitim şart
Eylem Çebi: Türkiye’de tam olarak kadın haklarının uygulandığını düşünmüyoruz. Özellikle son zamanlarda kadınlara uygulanan şiddet de arttı. Daha farklı olabilir. Eskiye göre bazı şeyler daha iyi olabilir ama şiddetin son bulması gerekiyor. Bu şiddet insanlar eğitiler önlenebilir. Televizyon dizilerinin daha farklı olması gerekir, şiddet sahnelerinin olmaması gerekir. İçki, sigara buğlandığı gibi silah ve kadına şiddet sahneleri de buğlanmalı. Bu arada kitap okumamamız büyük eksiklik. Vicdan ve merhamet çok önemli. Bir de kız çocukları mutlaka okutulmalı.

Sistemin sorunu var
Şehla Sarı: Bence iman ve eğitim eksikliği var. Ben kominizmden geldim, aslen Özbekistanlıyım. Eşim sebebiyle 20 yıldır Ordu’dayım. Ben araştırıcı bir insanım. Orayı anlatsam cennet dersiniz ama atesit olarak yetiştiriliyorsunuz. Biz tam olarak imanımızı yaşamadığımız için bugünleri yaşıyoruz. Çünkü bir mümin olarak doğru yaşamıyoruz. Ben oğluma bir kadına nasıl davranılır onu öğreterek büyütüyorum. Mesela evde bir kadına nasıl yardım edilir onu öğretiyorum. İnancımızı çok anlatıyorum. Annede başlıyor her şey biliyor musunuz? Eğitim çok önemli. Ama şimdi sistemde her şey a b c vakit kalmıyor. Bir de evlenmeden önce karı-koca bir seminere gitmeli.
Aile Rehberliği kurumu olmalı
Seyfettin Sevinç: Türkiye’de kadın hakları konusunda sıkıntı var. Ama özgürlük alanında değil. Kadınlar istediği şekilde giyinebiliyor istediği yere gidebiliyor, istediği kişiyle gezebiliyor. Ancak sorun farklı alanlarda. Özellikle insanlar evlilik öncesi ilişkilerinde evlilik hayatında yaşamları gereken duyguları yaşayarak tükettikleri için evlilik hayatları renksiz oluyor. Bu da ilk sorunda ailenin dağılmasına yol açıyor. Bu da çocukların anne yada baba sevgisinden uzak büyümesine neden oluyor. Bence Aile Bakanlığının bu tür durumlarda eşler arasındaki sorunları çözebilecek Aile Rehberliği gibi bir kurum olmalı. Televizyon dizilerinin de bu konuda çok yıkıcı bir etkisi var. Örnek rol modeller hemen hemen yok gibi. KARADENİZ BAYRAK-Yasin ÇANAKÇI

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikler İzinsiz Kopyalanamaz!