Karadeniz Bayrak
Son Dakika
20 Kasım 2018 Salı

AYDINLI ÖĞRETMEN  CENGİZ VURAL’IN 55 YIL ÖNCEKİ ORDU ANILARI

AYDINLI ÖĞRETMEN  CENGİZ VURAL’IN 55 YIL ÖNCEKİ ORDU ANILARI

25 Ekim 2018 Perşembe, 10:09

AYDINLI ÖĞRETMEN  CENGİZ VURAL’IN 55 YIL ÖNCEKİ ORDU ANILARI

Karadeniz Bayrak Gazetesi ve Dergisi olarak Aydın’da yaşayan 1962-1965 yılları arasında Ordu’nun Ulubey İlçesi Ohtamış Köyünde öğretmenlik yapan Cengiz Vural’ı  Aydın’da halen görev yapan öğretmen Yüksel Küpçük hocamla ziyaret ettik.55 yıl önceki öğretmenlik anılarını  kendisinden dinledik. İşte özel röportajımız:

Ordu’ya ilk geldiğimde 2 gün otelde kaldım.Ulubey İlçesi Ohtamış Köyüne tayinim çıktı. Önce Ulubey’e gittim köye vasıta yok. O zaman araba yok, Dokuz dolambaçtan  kamyonlar çalışıyordu. 2 gece otelde kaldım. Otelde bir odada 20 kişi kalıyor. Gece herkes yatarken silahını çıkartıp yastığının altına koyuyordu. Tabi bende silah yok silaha merakım da yok. Daha önce böyle bir otelde de kalmamıştım.

Ertesi gün gündüz Ohtamışlı var mı diye sordum. Oradaki biri ben Ulubeyliyim Ohlamışlıyım diye söyledi tanıştık. Ben dedim köye gitmek istiyorum, nasıl gidebilirim diye sordum. O da bana hocam ben senin yanına genç bir talebe takarım o seni oraya götürür dedi. Bende yolda yürüyeceğiz diye ayağıma spor ayakkabı giydim. 7 saat yolda yürüdük.

Daha sonra köye vardık orada muhtarla tanıştık. O zaman muhtar Salim Aktaş’tı. Oğlu da Abdullah Aktaş sonra benim talebem oldu. Daha sonra muhtar bana seni bizim köye kim gönderdi, bizim köyde ne sınıf var ne de öğretmen evi ben sizi nereye sığdıracağım dedi. Bende başka yere gidemiyoruz asker öğretmenim yedek subay olarak ne yapalım köye geldik dedim.

Gittiğimde çocuklar teneffüstelerdi.Okulun bahçesinde baktım 3 tane öğretmen var. Bende okula kapıdan değil de germenin üstünden atlayıp gitmişim. Mehmet Hoca(Mehmet Güler) Okulun Müdürüydü. O sağ olsun hocam hoş geldin dedi içim rahatladı. Ben muhtarın durumunu da ona anlatmıştım. Sen onu kafana takma merak etme ben buradayım dedi. O zaman rahatladım. İlk defa gurbete çıkıyorum. Mehmet hocanın o hareketini hiç unutmuyorum. Hocam dedi sen Ordu da otelde kalmışsın cebinde paran yoktur dedi. Ben sana para vermek istiyorum dedi. Bana 150  lira para verdi. Param ucu ucuna geldi çok rahatladım.

Bu köyde çalışmaya başladım 3 üncü sınıfı bana verdiler. Ama dışarıda ders yapıyorduk. Muhtara sınıf yapmak için 5 lira para verilmiş ama yeterli değil. Ustalara da 2.5 lira para verilmiş sınıf yapmak için bu arada tuğla da yok. Zannederim orası 4 km var oradan tuğlaları taşıdık. Sonra sınıf yaptık. O sene 2. sınıfları çalıştırdım. Sonra seneye o çocukları 3. sınıfta da çalıştırdım. Bu esnada sınıfı yaptık yanına da benim kalabileceğim öğretmen odası gibi odayı yaptık ben orada kaldım.

Okulumuzun bahçesindeki çamur sakız gibiydi ayağından kundurayı alırdı asla giyilemezdi. Ben de lastik giymeye başladım herkes gibi ama sınıfın içini o kadar temiz tuttuk ki müfettiş gelmişti hocam bu sınıfın içini nasıl bu kadar temiz tuttunuz diye çok şaşırdı. Orada iki tane fındıktan kesilmiş çubuk vardı. Çocukların ayakkabılarının altını onunla temizlerdik. Hiç bir şekilde çamur sınıfa girmezdi. Çocukların çalışkanlığı ile müfettişin takdirini kazandık.

Yetiştirdiğin öğrenciler yarının Mustafa Kemal’leri olacak

Okulun eşyaları eksikti.Bayrak, Atatürk büstü ve geometri araç gereçleri yoktu. Hakikaten yokluk içindeydik. Ben yolda Nazilli’den Kayseri’ye giderken hanımı öğretmen olan bir yarbayla tanıştım. Kendisi bir eksiğiniz olursa bana ulaşın dedi. Bende kendisine yazdım. Ama 3 ay hiç cevap ve malzeme yok. Mehmet hoca senin yarbay sözünde durmadı dedi. Meğersem bizim yarbay açık kalp ameliyatı olmuş. 3 ay yokmuş. 3 ay sonra bize posta haneden haber geldi. Bize malzeme göndermiş 163 kalem malzeme ve mektubu göndermiş. Hocam ben sana çok güveniyorum bu demirbaşları kaydet. Senden sonra gelenler heba etmesin bir okula ne lazımsa bu malzemelerin içerisinde var. 3 büyük koli malzeme vardı. Ulubey’deki öğretmenler bunu görmüş ve bana bu malzemeleri nerden aldın diye beni sıkıştırdı. Fakat ben onlara bunu söylemedim. Okullarımıza dağıttık ve demirbaşa kaydettik. O yarbayın mektubunun sonunda hocam sana güveniyorum senin yetiştirdiğin öğrenciler yarının Mustafa Kemali olacak şeklinde notu vardı. Vatansever bir insandı.

O köyde gördüğüm enteresan şeyleri anlatsam zamanlar yetmez. Okulun bahçesinde çocuklarla  top oynuyorduk. Futbol ayakkabım vardı fakat okulun bahçesinde ayağım taşa vurdu. Hocam beni aldı köyün kırık çıkık işlerinden anlayan birine götürdü. Adam bizi misafir etti. Yalnız orada kimse alınmasın adamcağız bize karalahana ikram etti.Ben o çorbayı yiyemedim çünkü ilk defa karalahana çorbası yiyorum. Ayağımı hallettikten sonra bize yemek ikram etti süt içtik fasulye turşusu yedik. Süt bana biraz yaban geldi çözemedim. Evden çıktıktan sonra Mehmet hocaya bahsettim Mehmet hoca bana adamın şeker alacak parası mı varda şeker koysun  adam şeker yerine süte tuz koymuş dedi. Babamdan da mektup alıyorum, babam bana demiş ki oğlum orada memleket için bir şeyler yap hiç bir emek karşılıksız kalmaz yazıyordu.

Komşu köye top oynamaya gittik orada 2 gol attım. Oranın hocası ne olur hocam bu gece burada kal dedi. Ama ben kalmak istemedim. Köydeki okulun bahçesine şelaleden 50 metre mesafede beyaz taşlardan çocuklara taşıttırdım. Okulun bahçesi bomboş hiç bir ağaç dahi yok. Oraya  şimşir ağacı ve taflan diktim. Birde fındık bahçelerinden çim keserek getirdim. Yalnız sahiplerini tanımıyorum sormadan getirdim onun dedikodusu oldu. Ama bahçe çok güzel oldu. Komşumuz var sordu bunları kim yapıyor diye  Ali Ustaya.(Ali Akbal) Ali Usta Aydınlı bir hocamız var bunları o yapıyor dedi. Yaşlı kişi de eski köye yeni adet mi getiriyor dedi. Bizim köye zaten doğru dürüst hoca mı verirler dedi. Ben gülüp geçtim çünkü babam dan aldığım mektupta yazdığı gibi hareket ettim.

Okula 60 tane de sıra yaptık.

Gürgentepe’den iki tane 40 metrelik ağaç kestik. Mehmet Hocanın talebeleri de bize yardımcı oldu. Allah razı olsun. Gittik ağaçları kestik getirdik. Adem ile Abdullah Akbal bize yardım etti. ağaçları bize kestiler.Muhtarla hiç bir ilgisi olmadan onlara 12.5 lira yevmiye verdik. 60 tane sıra yaptık. Bu sıraları bedava getirdik. Çocuklara hepiniz en az 100 gram fındık getireceksiniz dedim. Kimisi 1 kilo fındık getirdi toplamda 240 kg fındık toplandı. Ve o fındıkları bakkal Kazım’a (Kazım Kocaman) sattık. Oradan gelen parayla bazı ihtiyaçları ve çivi aldık o sıraları yaptık.

Ben kar görmedim

Bizim Aydın da kar olmaz 15-20 sene de bir yağar.Ohtamışta  kışın her gün kar var.Köylü çıkar tavşan yakalardı. Tavşanı aşağıya doğru koştururlardı.Tavşan yorulur onu tutarlardı onu görürdüm.Bunlar bana enteresan gelirlerdi. Orda Düz Mahalleden unutamadığım Gamanın Mehmet dayı var kendisi İstiklal Savaşında savaşmış. Ben Ege’de Nazillide yetişen  20 çeşit  meyve sebzesi  var ona saydırdım şaşırırdı. Birde Çeto derlerdi Çete Cemal(Cemal Bayrak) vardı. Şapkasını tutar havaya doğru tak tak ateş eder şapkadan çekirdekleri alır  onu gider evde doldururdu tekrar atardı. Birde Şevket amca  vardı.(Sabri Bayrak) Ali’nin babası.Bana pamuk yün yorgan vermişti onu hiç unutmuyorum.Çok zengin bir adam da değildi. Ben ona hediye olsun diye Aydın’dan izinden gelirken çok güzel bir  solgun sepet götürdüm hediye ettim.Uzun yıllar sonra Orduya geziye gittiğimizde. Şimdi öğretmen olan Ali Bayrak’da geldi. Bayağı gelen oldu. Fatma Bayrak Orduda olmadığı için gelemedi  selamını aldım.

Kıymet ve  Zinnet diye iki öğrencim vardı. Onlar öğretmen oldular.Hami’nin(Hami Özen)in ablaları. Onlar Düz mahallede değil  karşıda oturuyorlardı.Aklımda kalan diğer öğrencilerim: Saniye Bayrak, Fatma Bayrak, Zekeriya Bayrak,Rıza Sayan,Abdullah Aktaş,Bilal Akbal, Kani İnanlı da benim talebemdi.Celal İnanlı’nın amcasının oğlu sanırım. Onlar şimdi Sakarya’da diye tahmin ediyorum.

Birinci sınıf talebelerimizden benim öğrencim olmayan Zinnet ağlıyordu. Niye ağlıyorsun diye dediğimde kalemim kayboldu dedi. Hemen onu bakkala götürüp ona kalem aldım. Kazım bakkal üzüm satıyordu. Üzümde aldım Zinnet üzümü kabuğunu soyarak yedi. İlk defa yediği belliydi. Ertesi gün kız üç tane elmayla geldi. Bunu babam gönderdi dedi.Bu da hatıramdan çıkmayanlar arasında.Bu dünyaya bir daha gelmiş olsan yine öğretmen olur Ohtamış Köyünde görev yapardım.

Karadeniz Bayrak/Ahmet Bayrak/Özel Röportaj-23 Ekim-2018

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikler İzinsiz Kopyalanamaz!