Yazar hakkında : Öğretim Üyesi/ Ordu Üniversitesi
kalemin gönlünün güzelliğinden ise korkma yeğen...
en titrek bakışmaların olduğu, ortamın buz kestiği anda bile korkma, yılma... gecenin hükmü nedir ki gündüze, belki de küçük bir kandilde yanan o ateşe... kibritim bile yok deme, bir destur çekip üfledin mi derinden karanlığın zifirisine, kaçar o gece cüceleri... ayan olur büyük düş güzelleri. gecelerde dökülen yaşlar, nağmeler yol haritası olur yolunu arayan bir gence, kıymetini bilen her gence de tabiki de.
nice zamandır dipsiz düşünceler önce kocaman pedelerde oyunlar oynadılar, annelerimiz ablalarımız katır sırtlarında şehirlere o beyaz perdelere aktılar. tutkunu oldular o sırlı perdenin. sırrına koşerken bazı ablaları yolda gördü şehrin bıçkın delikanlıları. ne görmeler o. tutuldular bazıları birbirlerine . yeni yuvalar kurdular. onlar yuva kurarken bazıları başka hesap peşindeydi. vatanın can damarına kazma vuruyorlardı. yer altındaki madenlere kazma vurma yerine yer üstündeki cevherlere kazma verdiler. diğer bir cevhere kazma vurmak için. bazısına kuzeyden kitaplar verdiler okudukça kaybolmak için maviliklerinde. bazılarına orta asyadan hikayeler verdiler dinledikçe şahlandırmak için... aldılar ümitlerimizi, ta o günlerden bugünlerimizi belki de yarınımızı. uyuttular zehirli ve tehlikeli ab-ı hayat olarak sunulan yalancı şerbetlerle... şerbeti içenlerin dili damağı kurudu sonra slogan oldular, döküldüler sokağa... geceleri boya badana işlerinde çalıştılar. boyanmadık duvar kalmadı bekçi düdükleri arasında. bazıları zor kaçtı boya malzemelrini seralara bırakarak. sabahları istediler malzemelerini geceye tekrar iş vardı çünkü. yine bir vatan düşmanı vardı duvarına slogan yazılacak. 26 haziranda sokaklardayız yazdılar... 12 eylülde kodeslerde zindanlarda işkence odalarındaydı çoğusu. bazıları piposunu tüttürürken çok zevk alıyordu. sahi değilmiydi ki o boyaları dağıtan. bodrum katlarında ders veren hoca. evet evet hoca her iki sınıfta des vermişti. hocanın piposundan duman halka halka yükseliyordu. zindan inlemelerini duyan yoktu. ağlıyordu anneler....ağlattılar anneleri hem perdede oynanan oyundan hem de gitmelerinden bir bir toprağa, kodese , belki de gurbete sınır ötesine...
bir perdede oyun var bir de perde arkasında oynayan. şimdilerde o perdeleri katladılar 37, 51 ekran boyutunda. önce renksizdi, sonra alayişine renklendi ve tekrar büyümeye başladı 63, 72, 86... derken 137 şimdilerde HD kalitesinde... önemli olan bu canavarın büyümesi değil. önemli olan bu canavarın gönülde bıraktığı tortudur aslında.. sen yazmışsın yeğen ikileri, aşkları ihanetleri ben bunlara cahilem kusura bakma. kim ders alıyorsa bilsin hayat buradan "o canavarın penceresinden" sınav yapmıyor....
15.12.2011