26 Mayıs 2012 - Cumartesi
yılların suskunluğu var içimde... ağlanacak çok hikaye biriktirdim geceye düşmüş iç dinlemelerinden... içimdeki kıpırtılar çin işkencesi beynime... her damlasında tüm dünya bedenime baskılanıyor... düşünüyorum, düşlüyorum dünü bugünü yarınları ve yarınlar ötesini... korkuyorum paylaşamamaktan tüm sevinçlerimi. biter diye saklıyorum sandukalarda. söz düşer diye anlamsızlığa, işte o zaman kendime kızıyorum. sözlerin sihrinden değildir yere düşmesi. bu benim natıklığım veya bir şekilde gayr-ı natıklığım... kusurumu affet lakırdı etsemde söyleyemesemde olanları ey sevgili.. zamanı harcadığım için boş şeylere... sahip olmadım maalesef sihrine sözlerin, kelimelerin... gizine ulaşamadım. zifirisine çok rağbet ettim zamanın ve sözün ondandır. konuşan sultanları da çok dinlemediğimden fukarasıyım saf düşüncenin... kalplere ulaşabilen onları etkileyebilen saf düşünceye sahip olamadım... çok fırtına kopar belki düşse dilimden anlamsızlıklarım. anlatamıyorum dinlendiriyorum. zaman ilerliyor hızla... yetişemiyorum savuruyor günler hazırlıksız yarınlara. yaşamak senle olsun dileğim... annesini yudumlayan küçük kuzunun mutluluğuna imreniyorum... sonrasındaki zıplamaları anlatılmaz seyirlik... işte bunları deriyorum kırıntılar halinde... çok ilgisiz gibi görünen şeylerden küçük mutluluk adaları yapıyorum... biriktiriyorum... aynı nakaratları dinliyorum çokça sevdiğim şarkılardan... ah sensiz çalıyor bak ezginin günlüğünden.... dinliyorum ve sensizlikte bile sen varsın ey sevgili... ah sensiz nasıl geçer ki bilemiyorum zaman... beklentiler öteye varmak ise bu sahilden sana yeni anakaralar bulabilirm. köprüler kurarım bulanık akan haşin dereler üzerine... sen var olduktan sonra herşey çok kolay gelir bana... düş ülkesinin görünmeyen buzdağı sanki bedenim... görünen kadar keskin görünmediği kadar heybetli. sırlarım sular altında gizli. bilmem ki ne kadar anlayabiliyorsun... veya dedim ya kusurumu affet.... bendendir... bir tatlı tebessümün ömürdür candır bu bedene....