APTAL PUMA SENDROMU
Necdet TOPÇUOĞLU
Aptal puma sendromu, birçok insanın sürekli düştüğü bir hatayı ifade etmektedir. Az kazanç sağlayacak bir iş için gereğinden fazla emek sarfetmeyi ifade eden bir kavramdır. Peki bu sendroma neden böyle bir isim konmuştur? Pumayı bilirsiniz, vahşi kedilerin uzak atalarındandır. Yaklaşık iki metre uzunluğunda, benekli yırtıcı bir hayvandır.
Ormanların harika kedisi, birçok özelliği ile ünlüdür. Ancak, hızlı ve kıvrak koşusu ile bilinmektedir. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın, bazen ise canını kurtarmak için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanmaktadır.
Bir puma avının peşinden ne kadar koşar? işte ormanların vahşi avcısını, uygarlıkların kurucusu insana örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlamaktadır. Yani bir ceylanı ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinde geçirdiği süre asla aynı değildir.
Puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka bir av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden daha az koşar.
İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan, sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı harcanan emek ile ulaşılan sonuç arasındaki dengeyi iyi ayarlamaktan geçmektedir.
Emek ve zaman çok kıymetlidir. Katma değer üretmeyen işler ile ömür tüketmemek gerekir. Yumurta satmaktan ise sahanda pişmiş yumurta satmak daha akıllıca bir tercihtir. Ömür, değmeyen işlere ve insanlara zaman ayıracak kadar uzun değildir. Umarım hepimiz buradan bir ders çıkarmışızdır.
(15, Mart, 2024-Ankara)