Necdet Topçuoğlu

Tarih: 03.06.2023 03:58

DEVLET BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI HASSASTIR

Facebook Twitter Linked-in

DEVLET BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI HASSASTIR

Necdet Topçuoğlu

Devletin istihbarat ve güvenlik ile ilgili kurumları, bölücülüğe karşı hassastır. Özellikle Derin Devlet hassasiyetler bakımından görünmez bir eldir. Ancak devlet içinde yetişenler genellikle ya önceden, ya da olaylar olduktan sonra bunun ipuçlarını görebilirler. Bölücülükle ilgili ilk tehlikeli girişim Barış sürecinde meydana gelmiştir. Bu süreç de Kürt Siyasi Hareketi, dönemin hükumetinin yaklaşımı karşısında dürüst davranmamıştır. Bir yandan Barış Süreci görüşmelerini yürütürken, diğer yandan kritik yerlerde hendek kazmayı sürdürmüştür. Görüşmeler başarısızlıkla sonuçlanınca, hendek çatışmalarında güvenlik güçlerimiz yüzlerce şehit vermiştir.

Devlet aklı bu olaydan gerekli dersleri çıkarmış olup, hem iktidarı hem de muhalefeti bölücü siyasete karşı kontrol altına almıştır. MHP, AK Parti ile ittifak kurarak, HDP ile işbirliğini engellemiş, İyi Parti de CHP ile ittifak kurarak HDP ile yakınlaşmasını önlemiştir. Genellikle yurttaşlarımız partilerin neden bölündüklerini, neden birbirleri ile ittifak kurduklarını bilmezler. Bazı hallerde partiler de bunu bilmeyebilirler. Siyaset yaptıklarını, parti çıkarlarının öyle gerektirdiğini düşünürler. Ancak roller oynanıp, görev yerine geldikten sonra durumun farkına varırlar. Devlet bu konuda bir şey yapmaz, sadece sonuçları milli çıkarlar doğrultusunda yönetir.

Son seçimlerde Cumhur ve Millet İttifakı oyları dengede olduğu için, HDP oyları paylaşılamayan oylar olarak değerlendirilmiştir. Cumhur İttifakı kurgusunu, HDP oylarını alamıyorsa, Millet İttifakına da aldırmamak üzerine kurmuştur. Seçim Kanunun da yaptığı düzenleme ile ilk tur da Meclis çoğunluğunu alıp, Cumhurbaşkanlığı seçimini de ikinci tura bıraktırmayı planlamıştır. HDP Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayınca, Muharrem İnce ve Sinan Oğan’a yüz bin oyu almaları için oy desteği verilmiştir. Ayrıca YSK kullanılarak CHP ve İyi Partinin 19 ilde ittifak kurmaları engellenmiştir. Böylece satranç taşları dizilmiş, geriye doğru hamlelerin yapılması kalmıştır.

14 Mayıs seçiminden önce Muharrem İnce, kirli bir kaset kumpası ile saf dışı bırakılmış, bunun faturası da CHP’ye kesilmiştir. Bu şartlar altında Milletvekili seçimleriyle birlikte üç Cumhurbaşkanı adayının katıldığı seçim yapılmıştır. Milletvekili seçiminde Meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı almış, Cumhurbaşkanlığı seçimi de ikinci tura kalmıştır. Bu sonuç, algoritmanın planlandığı şekilde işlediğini göstermektedir. Birinci turda moral üstünlüğü muhalefetin elinde olmasına rağmen, ikinci tur da Cumhur İttifakının eline geçmiştir. Seçim gecesinde nelerin olup bittiği devletin malumu, bizimde meçhulümüzdür. Devletin bu aşamada Sinan Oğan ve Zafer Partisi ile oyuna girdiği, Oğan ve Özdağ’ın keyifli gülmelerinden anlaşılmaktadır.

İki tur arasında kalan 14 günlük sürede Bay Kemal paydaşları tarafından yalnız bırakılmış ve Sinan Oğan ile meşgul edilmiştir. Sinan Oğan Millet İttifakını destekleme eğilimi gösterirken, ABD’nin 32. Başkanı Franklin Roosvelt’in "Politikada hiçbir şey kazayla olmaz. Olmuşsa, öyle planlanmıştır. Plana sadık kal"  sözlerini paylaşmıştır. Bu planın anlamı, Sinan Oğan Cumhur İttifakını desteklerken, Ümit Özdağ da kazandırmamak üzere Millet İttifakını destekleyecektir. Bazı destekler kazandırmak için değil, kaybettirmek için yapılır, dememize rağmen Bay Kemal bunu anlayamamıştır.

Ümit Özdağ derin yapıların aparatıdır. Devlet için faydalı, siyaset için tehlikelidir. Uzak durulması gereken bir politikacıdır. Bay Kemal ile yaptığı görüşmeler, zaman çalmayı amaçlayan tuzak görüşmelerdir. Nitekim 7 maddelik bir protokolle görüşmeye gelmiştir. Yerel yönetimlere kayyum atanması hariç, diğer milli hassasiyetler konusundaki maddeler zaten CHP’nin ilkelerine uygun maddelerdir. Bay Kemal basiretli davranıp, bu protokolü elinin tersiyle itememiştir. Ümit Özdağ milli hassasiyet içeren maddeler arasında kayyum konusunu Bay Kemal’e imzalatarak HDP’den gelecek oyları tırpanlamayı hedeflemiş ve başarmıştır. İşte ‘’plana sadık kal’’ söyleminin sonucu budur.

Bay Kemal seçimi kaybettikten sonra gerek Altılı Masa da, gerekse Ümit Özdağ ile yaptığı görüşmede ne büyük bir oyuna geldiğini anlamış ama iş işten geçmiştir. Kılıçdaroğlu seçimi kazanırsa iç savaş çıkar diyen Ümit Özdağ’a nasıl güvendiğini anlamak mümkün değildir. Bu nedenle seçim gecesi paydaşları ile bir araya geldiği halde, Ümit Özdağ’ı davet etmediği gibi teşekkür de etmemiştir. Oy getirisi çok az olan paydaşlarına 35 Milletvekili hediye etmesi, Erdoğan tarafından alay konusu edilmiştir. ‘’Aklı yemde olan kuşun, ayağı tuzaktan kurtulmaz’’ derler. İyisi ve kötüsüyle bu seçim dramı, Siyasal Bilgiler fakültelerinde ders olarak okutulmalıdır. Oy verdiğim için ben de bu dramın bir parçası olduğumu kabul etmek zorundayım.

(03, Haziran, 2023-Ankara)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —