İNSAN HAYVAN İLİŞKİLERİ
Necdet Topçuoğlu
Ünlü filozofların "insan nasıl bir hayvandır?" sorusuna verdikleri cevaplar.
Konfüçyus'a göre "İnsan, öğrenen hayvandır."
Thales'e göre ise "İnsan, araştıran hayvandır."
Sokrates, "İnsan, sorgulayan hayvandır." der.
Sofistlere, yani para kazanma amacıyla gezerek felsefe öğretenlere göre "İnsan, kazanan hayvandır."
Platona göre "İnsan, toplumsal hayvandır."
Aristo için "İnsan, düşünen hayvandır."
Kuşku duymaktan asla bıkmayan septikler için "İnsan, şüpheci hayvandır."
Acılara karşı kayıtsız kalmak ve sabırla dayanmak gerektiğini söyleyen stoiklere göre "İnsan, her şeye alışan hayvandır."
Heraklitos "İnsan, tartışan hayvandır." der.
John Locke'a göre "İnsan, deneyen hayvandır."
Dewey için "İnsan, çıkarını düşünen hayvandır."
Kant "İnsan, eleştiren hayvandır." der.
Descartes olaya başka bir pencereden bakar ve "İnsan, konuşan hayvandır." der.
Hegel için "İnsan, sistematik hayvandır."
Gazali için "İnsan, tutarsız bir hayvandır."
Ünlü yazar Albert Camus için "İnsan, itiraz eden hayvandır."
Popper'e göre "İnsan, yalanlayan bir hayvandır."
Khunn "İnsan, teori kuran bir hayvandır." der.
Kant der ki, " İnsan, mücadeleci bir hayvandır."
Erich Fromm'a göre "İnsan, seven bir hayvandır."
Bergson için "İnsan, araç yapan bir hayvandır."
İnsanla alakalı belki de en güzel sözü Nietzsche söyler ve der ki "İnsan, düpedüz hayvandır.!"
Dikkat edilirse hiçbir filozof, insan hayvan değildir dememiştir. Tarih boyunca insanlar ve hayvanlar doğa da birlikte yaşamışlardır. Bütün hayvanlar doğaya uyum sağladıkları halde, insan doğayı kendisine uydurmaya çalışmıştır. Zamanla insan, yukarıda bahsettiğim filozofların tanımlamalarına göre, hayvanlardan ayrışmış ve hayvanlardan ihtiyaçlarına göre faydalanmaya başlamıştır. Yaradılışta ot obur olan insan, avlanmaya başladıktan sonra, et ve ot olmak üzere karışık obur olmuştur. Böylece metabolizması da değişime uğramıştır.
İnsanoğlu zamanla bazı hayvanları evcilleştirerek, yaşamını kolaylaştırmak için kullanmaya başlamıştır. Önce ‘at’ı evcilleştirmiş ve at insan yaşamının çok önemli bir parçası haline gelmiştir. İnsanlar atı, yük taşıma, savaşlarda ve avcılıkta binme amaçlı kullanmışlardır. İnek ve koyunları evcilleştirmişler, sütünden besin maddesi, derisinden giyecek olarak faydalanmışlardır. Kanatlı hayvanları evcilleştirmişler, yumurtasından ve etinden faydalanmışlardır. Köpekleri evcilleştirmişler sürülerini vahşi hayvanlara karşı, evlerini hırsızlara karşı korumak için faydalanmışlardır. Kedileri evcilleştirmişler, unlarını ve ekmeklerini farelerden korumuşlardır. Bu örnekleri evcilleştirilen hayvan sayısı kadar çoğaltmak mümkündür.
Dikkat edilirse hiçbir hayvan amaçsız bir şekilde evcilleştirilmemiştir. Teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak, bazı hayvanların yerini alet ve makinalar, tarlayı süren öküzlerin yerini traktörler, yük taşıma ve binme amaçlı kullanılan atların yerini de çeşitli motorlu araçlar almışlardır. Kullanım dışı kalan bu hayvanların hiç birisi sokak hayvanı olmadıkları halde, köpek ve kedilerin sahipsiz kalanları sokak hayvanları olmuşlardır. Demek ki sorunun başlangıcı sahipsiz kalmaktan başlamıştır. Sahipsiz kalan çocuklar da sokak çocukları olarak toplumsal sorun yaratmaktadırlar. Sorunu kaynağında çözmenin en etkili yolu öncelikle sahiplendirmek ve bunu yasal kurallara bağlamaktır.
Devlet toplumsal düzeni ve toplumun güvenliğini sağlamak zorundadır. Sahipsiz kalarak sokaklara düşen çocukları, Çocuk Esirgeme Kurumu Yurtlarına, kimsesiz kadınları Kadın Sığınma Evlerine, sokakta kalmış yaşlıları Yaşlı Bakım Evlerine yerleştirmek Sosyal Devletin sorumluluğudur. Hayvanlarda sosyal topluluklardır. Onlarında sahipsiz kalanlarını koruma altına almak Sosyal devletin görevidir. Devlet kurum ve kuruluşlardan oluşmaktadır. Devletin kurumları nerede boşluk bırakırlarsa, bu boşluk Kanun dışı oluşumlar tarafından doldurulmaktadır. Zabıta, cadde ve sokaklarda araç park etme düzenini sağlamazsa, bu boşluğu değnekçiler doldurmaktadır. Polis sokaklardaki alan hakimiyetini kaybederse bu boşluğu torbacılar ve kadın tüccarları doldurmaktadır.
5199 Sayılı ‘’Hayvanları Koruma Kanunu’’ Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. İlgili Bakanlık sahipsiz hayvanları vaktinde kontrol altına almazsa, cadde, sokak ve parklar bu sahipsiz hayvanlar tarafından işgal edilerek, insan yaşamı bakımından güvenlik sorunu oluştururlar. Söz konusu Kanun 2004 yılında yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, sorun çözülmemiş, tam aksine bir çıkmaz haline gelmiştir. Gelinen bu aşamada, yeni bir Kanuni düzenlemeye ihtiyaç yoktur, Hükumet sahipsiz sokak hayvanlarını belediyeler eliyle itlaf ettirmeyi amaçlamaktadır. Burada belediyelere çok çirkin bir tuzak hazırlanması söz konusudur.
Kanun yürürlüğe girdikten sonra, belediyeler sahipsiz hayvanları toplu halde itlaf ederlerse, basın aracılığı ile olay köpürtülerek, halk ile belediyeler arasında gerginlik çıkması söz konusudur. Belediyeler Kanunla verilen görevi yapmadıkları takdirde ise cezai müeyyide uygulanarak, görevden alınmak dahil, her türlü sorunu yaşamaları mümkündür. Hükümet yerel seçimleri kaybettikten sonra sağduyu ve akıl kontrolünü kaybetmiştir. Bir yandan belediyeleri borçların tahsili kıskacına alarak, diğer yandan sokak hayvanları üzerinden baskı altına almaya çalışması, iyi niyetle bağdaşan bir durum değildir. Fizik kuralıdır, sıkışan gazlar patlar.
(27, Temmuz, 2024-Ordu)