Necdet Topçuoğlu

Tarih: 02.01.2026 00:54

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN VE KARINCA

Facebook Twitter Linked-in

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN VE KARINCA

Necdet Topçuoğlu

Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanını Kanuni Sultan Süleyman'a benzetmiş. Anlaşılan tarih bilgisi yetersiz. Tarihdeki Süleyman Kanuni idi. Kanunlara uyan bir padişahtı. Şimdiki Süleyman ben Anayasa Mahkemesi kararlarını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini tanımıyorum diyor. Bahçeli bunu hatırlamalıdır.

Birine benzetilmek insanları yüceltmez.  Ancak benzetmeyi yapan isabet kaydedemez ise alaya alınır. Bırakın herkes kendisi olsun, ne kimseye benzesin, ne de kimse ona benzesin. İnsanlar benzersiz ve özel olsun. Unutmayın! " En güzel kopyalar, en kötü orijinalden daha kötüdür" Yani kopyalar orijinali yansıtmaz. Bir düşünün, Atatürk'e niye benzetmemiş. Cumhurbaşkanı bu benzetmeden memnun olmamıştır diye düşünüyorum.

Bakın o Kanuni nasıl bir şahsiyetmiş. İstanbul’ da güneşli bir sabahtır. Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan has odanın kapısı açılır. Başında görkemli bir kavuk taşıyan, uzun boylu genç, ağır adımlarla bahçeye doğru ilerler. Bu genç bütün dünyaya hükmeden, Osmanlı Devleti’nin kudretli hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’dır.

Kanuni işinden vakit bulduğu zamanlarda hava almak için arka bahçeye çıkar, ağaçları denizin maviliğini seyrederdi. Ağaçlardan birkaç tanesinin 
yapraklarının buruşmuş olduğunu gördü. Aklına hemen bu ağaçları ilaçlatmak geldi. Fakat birden durakladı. Ağaçlarda karıncalar vardı. Karıncalar da can taşıyordu. Onlara zarar vermek doğru muydu?

Bir türlü işin içinden çıkamayan Kanuni, meseleyi çözmek için hocası Ebusuud Efendiyi aradı. Hocası odasında yoktu. Hemen oracıkta bulunan bir kağıt 
parçasına kafasını kurcalayan soruyu yazdı ve hocasının rahlesinin üzerine bırakarak oradan ayrıldı.

Hocası odasına geldiğinde kağıdı görmüştü. Yazıyı 
okuduktan sonra hocası da Kanuni’ye bir not yazdı. Kanuni Sultan Süleyman, yeniden hocasının odasına uğradı. Hocası odada yoktu. Rahlenin üzerine bıraktığı kağıt parçasına yazılmış notu gördü.

Merakla yazıya doğru eğildi. Okuduktan sonra tebessüm etti. Kağıdın üst kısmında Kanuni’nin hocasına yazdığı soru vardı. Merhametli sultan hocasına şöyle diyordu: “ Meyve ağaçlarını sarınca karınca, Günah var mı karıncayı kırınca?”

Hocası Ebussuud Efendi ise sorunun altına şu cümleleri eklemişti. 
“ Yarın Hakk’ın Divanına varınca, Süleyman’dan hakkın alır karınca!”

Bahçeli bir benzetme yapmış, bu yazıyı okuduktan sora birde siz bir benzetme yapabilirsiniz. Karncayı kırmaktan endişe eden bir padişah ile rakibini zindana tıkan Sultan birbirine benziyormu?

Hele Murat Kurumu Mimar Sinan'a benzetmiş. Rahmetli Sinan vallahi mezarında ters dönmüştür. Abartmanın bu kadarına pes doğrusu. Kupon arazi uzmanı peşkeşçi ile, rahmetli Mimar Sinan arasında asla bir benzerlik kurulamaz.

Bahçeli'nin benzetmelerinde tek isabet kaydettiği Özgür Özel olmuştur. Ona "Tipi, Tip" demiştir. Şimdi de onun Genel Başkan olmasını ben istedim diyor. Demekki o da yıkım projesinin bir parçasıdır.

Onu bunu bilmem, Bahçeli bilge liderlik karizmasını çizdirmiştir. Çünkü benzetmeleri isabetli olmamıştır. Ya da cama yazanların kumpasına gelmiştir. O cam yazarlarının dikkatini çekse iyi olur.

Bu benzetme meteforu aklıma çok sevdiğm bir şarkıyı getirdi. Ben de bazen söylerim.
"Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım,
Bakışından süzülen işvene kurban olayım."
Siz siz olun, sevdiklerinizi kimseye benzetmeyin.
Sevdikleriniz hep özel olsun.

(29, Aralık, 2025-Ankara)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —