Necdet Topçuoğlu

Tarih: 09.06.2023 14:38

TÜRK KÜLTÜRÜNDE KADININ YERİ

Facebook Twitter Linked-in

TÜRK KÜLTÜRÜNDE KADININ YERİ

Necdet Topçuoğlu

Türk kültüründe çocuğa “Bala” denir. “Bala” sıfatı bir kutsallık taşır. Hatta kız çocuklarında bu sıfat pekiştirilerek “Aybalam” şeklinde kullanılır. Gezip gördüğüm bütün Türk Cumhuriyetlerinde durum aynıdır. 
Ölen kahramanların mezarlarının başına dikilen taşlara “bal bal” adı verilmektedir. Bal kelimesi ile bala kelimesi aynı kökten gelmektedir.
Türk geleneğinde “Aile” kavramı büyük önem taşımaktadır. Kadın erkeğin “Eş“i ve tamamlayıcısıdır. Bu nedenle Türklerde aile kurma, düğün(Toy), ölüm(Yuğ) ve ad koyma gelenekleri çok önemlidir.
Türklerin binlerce yıl iç içe yaşadığı Çin Kültüründe de görülen çocuk evlilikleri ve pedofili alışkanlığına rağmen, Türkler tarihin hiçbir döneminde bu sapkın davranışa alet olmamışlardır.
Yine Türkler’deki "Söz kesme", "Nişan-Nişanlanma geleneği" de özellikle bu pedofili sapkınlığın önüne geçebilmek amacını taşımaktadır. Evlenecek kız ve erkek için önce söz kesilir, kız ve erkeğin birbirlerini yeteri kadar tanıması amaçlanmaktadır.
Söz kesme olayındaki detaylar Türk Milletinin asaletinin, kız çocuklarına, kadınlara verdiği değerin emsalsiz bir göstergesidir. Türkler söz kesme merasimini at üzerinde yapmaktaydılar. İki tarafın aileleri at üzerinde görüşme yerine geliyordu. Kız, bir rızalık sembolü göstererek isteğini belirtebiliyordu. Bu sembol genellikle mendil oluyordu.
Bu durum aile içerisinde babanın sonsuz bir velayet hakkı olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Yani kızın da evlilikte rızası ve söz hakkı bulunmaktaydı. Kız istemediği biri ile evlendirilemez, mal gibi alınıp satılamazdı. 
Bu durum İslamiyet sonrasında da Oğuzlar ve Karluklar‘da devam etmiştir. Evlendirilecek kız ve erkek çocuklar yeterli olgunluğa ulaşacakları zamana kadar nişanlı kalır, yeterli olgunluğa ulaştıklarında ise 'töre'nin öngördüğü şekilde evlenirlerdi.
Türklerde toplum içerisinde kadın ve erkeğin görüşmeleri doğaldı ve sosyal hayat içerisinde çağdaşı olan kavimler gibi bunu sınırlandırıcı kayıtlar, kurallar bulunmuyordu.
Kadın ve Erkeğin evlilik öncesi özgürce görüşebilmelerine rağmen Türklerde "Veled-i zina" yoktu. Hem terim olarak karşılaşılmadığı gibi hem de ırza geçilme vakalarında sergilenen katı tutum bunda etkiliydi. Çünkü Türklerde zina en büyük suçlardan biriydi. Lakin suçluyu cezalandırma hakkı fertlerin değil, devletindi.
Tecavüz suçlarında ölüm cezalarının uygulanışında Karluk Türkleri suçluyu yakmayı, Göktürkler atlara bağlayarak vücudu ayırmayı sistemleştirmişlerdi.
Uygurlarda ise ölüm cezası bulunmuyordu. Üçyüz değnek ile maddi bir ceza veriliyordu.
Kadına, kız çocuğuna böylesine değer veren bir millet ne oldu da bugün pedofiliyi, tecavüzcü ile mağduru evlendirmeyi tartışır hale geldi? Bütün bu sapkın davranışlar, Arap kültürünü din sanmaktan kaynaklanmaktadır.
Türk Milleti tarihin derinliklerinde kök salmış öz kültürüne dönmelidir. Kuzey Müslümanlığı, yani Maturidilik akılla bağdaşan bir İslami yorumdur. Meshep takıntısı olmayan bir yurttaş olarak, Alevi Kültürüne sahip kardeşlerime minnettarım. Onlar Türk Kültürüne bütün baskılara rağmen sahip çıkmaktadırlar.

(09, Haziran, 2023-Ankara)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —