Necdet Topçuoğlu


BEKLENTİ TUZAKTAKİ PEYNİRDİR

Fareye cazip bir teklif yapmışlar. Deliğin önünde peynir var, çık al senin olsun. Kurnaz fare hayır olmaz demiş. Neden diye sormuşlar.


BEKLENTİ TUZAKTAKİ PEYNİRDİR

Necdet Topçuoğlu

Fareye cazip bir teklif yapmışlar. Deliğin önünde peynir var, çık al senin olsun. Kurnaz fare hayır olmaz demiş. Neden diye sormuşlar.  Çünkü mesafe kısa, ödül büyük, bunda mutlaka bir puştluk vardır demiş. Emeksiz kazanma beklentisi, insanların çok çabuk tuzağa düşmelerine  neden olmaktadır. Her gün sosyal medya da akıl almaz tuzakların kurulduğuna tanık oluyoruz. Mesafe kısa, ödül büyük prensibini bilmeyenler bu tuzaklara düşerek, adeta elektrik  çarpmışa dönmektedirler.

Beklentileri uğruna en kolay tuzağa düşenler, siyasetin acemi fareleridir. Siyaseti kullanarak çıkar grubu oluşturan simsarlar, bu acemileri çok  çabuk fark ederler. Simsarların prensipleri, tuzak kurduklarını kullanırlar ama asla oy vermezler. İlk tuzaklarını, çevresini boşaltmak için kurarlar. Şu kişiyi ekibine almazsan sana maddi, manevi, hatta oy desteğimiz olur deler. Bu bir ön yoklamadır, tuzağa gelirse planın diğer aşamalarını uygulamaya başlarlar.

İlk işleri ekibine aldırmadığı kişiye haber vermek olur. Artık yalnızlaştırmanın ilk  adımı atılmıştır. Mademki acemi siyasetçi ilkesiz, beklentileri yüksek, derhal ikinci adıma geçerler. Şu kişilerle ilişkilerini kesersen sana desteğimiz artarak devam edecektir vaadinde bulunurlar. Bunu yaptığını fark ettiklerinde, hiç vakit kaybetmeden o kişilere de haber uçururlar. Böylece fare peynire gelmiş, çevresi boşaltılmış, yalnızlaştırma gerçekleşmiş demektir.

Planın diğer aşamasına geçme zamanı gelmiştir. Tuzağa düşen farenin etrafı sahte dost ve destekçilerle kuşatılır. Sürekli pohpohlanır ve sarhoşluktan zom olmuş fare gibi, kediye meydan okuması sağlanır. Acemi fare tuzaktaki yiyemeyeceği peynir uğruna gerçek dostlarını kaybetmiştir. Simsarlar tuzaktaki beklentiye öyle kanat takarlarki, yükseldikçe yükselir. Sıra o yükseklikten düşüp, çilek reçeli gibi olmaya gelmiştir.

Halbuki çevreyi kuşatan sahte destekçiler, siyasi rakibe çalışmaktadırlar. Planlarının başarılı olduğundan emin olduktan sonra işbirlikçilerine, merak etmeyin o bizde mesajları gönderirler. Kurdukları çıkar ortaklıklarını sürdürmek isteyenler her zaman bu oyunu oynamaktadırlar. Onlar için ahlâk ve namus, cüzdandaki paradır. Yeterki kurdukları sömürü düzeni devam etsin, gerisi teferruattır. Örgütlenmiş çıkarcılar, örgütsüz binlerce garibanı daima yönlendirirler.

Tuzak bir değil ki, içeriden kurulan tuzaklar daha feci  ve acımasızdır. İçerdekiler, aramıza alalım, sürekli gaz verelim, bütun parasını harcatalım, bir daha belini doğrultamasın hesabı yaparlar. Zavallı acemi, birbirinin can düşman olanlar, birleşmişler bana destek olmak için yarışıyorlar, bu işte bir puştluk olmalı diye düşünemez. Beklenti hırsı aklın önüne geçince hep böyle olmaktadır.

Sonunda seçim yapılır, sakal kesilip yere düşer. Akmıdır, karamıdır belli olur. Olan olmuş, seçim kaydedilmiştir. Çevreyi kuşatan sahte dostlar bir anda toz duman olmuşlardır. Havalandığı yerden düşünce siyaseten çilek reçeli gibi olan acemi, gerçek dostlarını hatırlar. Ancak bakar ki, onlar da gerçeği anlamışlar kendisine sırt çevirmişlerdir. Siyaseti bilmeyenler için sosyoloji böyle çalışır. Sosyoloji bir acımasız bilimdir. Bilgisizleri  bu şekilde cezalandırır. Gözü tuzaktaki peynirde olanların ayakları tuzaktan kurtulmaz.

Bana böyle bir tuzak kurulmuştu. Ancak ben de onlara acemi fare olmadığımı gösterdim. Siyasette başarı girip kaybetmek değil, bazen de girmemeyi başarabilmektir. Anlatmaya çalıştığım durum kimseye özel değildir. Ancak bu sosyolojiyi yaşayanlar, bu makalede kendilerini bulabilirler. Siyaset sonuçtur. Ahlâkı yoktur. Herkes sonuca bakar. Kimse ahlaki ve etik kurallara bağlı hareket etti ama kaybetti demez. Tuzaktaki peynire aldananlar, hem siyaseti, hem de çevrelerini kaybederler.

(24, Mayıs, 2024-Ordu)