BU SEÇİM PARLAMENTER SİSTEME GEÇİŞ SEÇİMİDİR
Necdet Topçuoğlu
Başkanlık ve Yarı başkanlık sistemleri karşı olduğum modeller değildir. Ancak Cumhurbaşkanının parti genel başkanı olduğu sistemin işlemeyeceği denenerek anlaşılmıştır. Daha bu sistem tartışılırken denge ve denetim mekanizmasının bulunmadığı, sistemin yürümeyeceği hususundaki görüşlerimi açıkça aktarmıştım. Hatta bu haliyle önümüze gelirse oy vermeyeceğimi de ifade etmiştim. Gayet tabi ki vermedim.
Artık bu sistemin Beş yılı geride kaldığı için üzerinde konuşmak mümkündür. Denendi ve görüldü ki aksaklıklar uygulamadan kaynaklanmamaktadır. Aksamalar, sistemin mevcut Anayasa ile uyumsuzluğu ile kendi iç çelişkilerinden kaynaklanmaktadır. Yaşadığımız Covid-19, orman yangınları ve en son 11 ilimizi etkileyen deprem felaketinde tek adamdan izin alınmadan adım atmak mümkün olmamıştır. Milletimiz bu sistemin ne kadar zararlı bir sistem olduğunu bedel ödeyerek öğrenmiştir. Daha fazla bedel ödememek için kararlı bir duruş sergilemektedir.
Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminin kurgusunda üç temel eksiklik dikkati çekmektedir. Bunlardan birincisi cumhurbaşkanı partili olmalı ama, parti genel başkanı olmamalıdır. Parti genel başkanı olduğu takdirde partisinin milletvekili listesini sıralamaya koyacağı için Meclisin oluşmasında da belirleyici bir rol üstlenmektedir. Ayrıca bütün siyasi partilerin liderlerinin partilerinin milletvekili aday listesi üzerindeki belirleyici rolünün ortadan kaldırılması gerekmektedir. Sistemi değiştirme iradesi harekete geçmiş olsa bile, Parlamenter Sisteme geçinceye kadar, aynı sistemle devam edilmesi zorunlu görülmektedir.
Halen Dünyada mükemmel bir seçim sistemi bulunmuş değildir. Ancak, TBMM’nin ayrı bir kuvvet olabilmesi için, seçim sisteminin ‘’Dar Bölge Seçim Sistemi’’ olarak tercih edilmesinde fayda görülmektedir. Buna katılmayanlar, hatta aksini savunanlar olabilir. Onların da görüşlerine saygı duyarım. Bu seçim sisteminde Türkiye, çıkaracağı Milletvekili sayısı kadar bölgeye ayrılır. Her bölgeden partilerin adayları adaylıklarını koyarlar ve halkın seçtiği vekiller Meclise girmeye hak kazanırlar. Böylece doğrudan halk tarafında seçilen milletvekillerinin oluşturacağı Meclis, ayrı bir kuvvet olma imkanına kavuşmuş olacaktır. Bu sistemin, gücün liderlerin elinden, halkın eline geçmesi için bir yol olabileceği düşünülmektedir.
Türkiye’de her seçim öncesinde seçim sistemi ile oynanmaktadır. Bu çok sakıncalı bir yaklaşımdır. Bu sistemler seçim sistemi olmaktan çok, parti liderlerinin istedikleri kişileri sıraya koyarak, halka seçtirmeleri olayından başka bir şey değildir. Ayrıca iktidarda bulunanlar, hangi sistemin yönetimde kalmalarının devamını sağlayacaksa o sistemi getirmektedirler. Bu demokrasi açısından tehlikeli bir durumdur. Bize sistemi seçme imkanı verilmemektedir. Bir avuç Oligarşi sistem budur, bu sistemi hangi parti daha iyi işletir, bu sorulmaktadır. Bir de bu durum bize seçim diye yutturulmaktadır. Maalesef bizde bunu seçim zannetmeye devam ediyoruz.
Üçüncü olarak yargı ayrı bir güç olmalıdır. Bunun sağlanabilmesi için, yargı kendi seçimini kendi içinde yapmalı ve dışarıdan bir müdahale olmamalıdır. Hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanması ancak bu şekilde mümkündür. Cumhurbaşkanı Yüksek Yargı mensuplarının atanmasında tek seçici olmamalıdır. Olduğu zaman yargının siyasallaşması kaçınılmaz hale gelir. Böyle bir sistem ile ülkeyi yönetmek imkansızdır. Sistemde denge ve denetim mekanizmasının olması için kuvvetler ayrılığı ilkesinin olması zorunludur. Yürütme, yasama ve yargı ayrı kuvvetler olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki, Altılı Masa çalışmaları da yargının tam bağımsızlığı konusunda bekleneni önümüze koyamamışlardır. Yayımlanmış olan ortak mutabakat metni gözden geçirilerek bu eksiklikler giderilmelidir.
Bu üç temel kural tekrar getirilmediği sürece devletin idaresinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün görülmemektedir. Hükumet yürütme organı olarak icradan sorumlu olmalı ve milli iradenin temsilcisi olan TBMM tarafından denetlenmelidir. İcra organı olan hükümet meclise hesap vermelidir. Yargı ise tamamen bağımsız olmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükumet Modelinde bunlar ortadan kalkmıştır. Halen uygulanmakta olan bu sistem devletin kuruluş ayarlarını bozmuştur. Tıkanmış olan bu sistemin terk edilmesi zorunlu görülmektedir. Türkiye işlemeyen tek adam sistemiyle daha fazla zaman kaybetmemelidir.
Aksi takdirde gün geçtikçe devlet yapısı onarılamaz şekilde tahrip olmaktadır. Hukukun dışına çıkan, hukuk kurallarını uygulamayan, tam aksine fıkıh kurallarının uygulanmasını önceleyen yönetim biçimi, Türkiye’yi medeni dünyadan tamamen uzaklaştıracaktır. Aziz Atatürk ve dava arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bu çağ dışılığı hak etmemektedir. Amasız ve fakatsız birlik ve beraberlik içinde bize vurulmak istenen prangalardan bu seçimde kurtulmak zorundayız. İşte Millet İttifakında meydana gelen çatlağa seçmenin gösterdiği tepki bundandır.
(09, Mart, 2023-Ankara)