Necdet Topçuoğlu


DEĞİŞİM KEMAL KALKSIN, ÖZGÜR OTURSUN DEMEK DEĞİLDİR

Son günlerde özellikle CHP ekseninde, her önüne gelen 'değişim'den söz etmektedir. Değişimden neyi kast ediyorsunuz diye sorulduğunda yine değişim diyorlar.


DEĞİŞİM KEMAL KALKSIN, ÖZGÜR OTURSUN DEMEK DEĞİLDİR

Necdet Topçuoğlu

Son günlerde özellikle CHP ekseninde, her önüne gelen 'değişim'den söz etmektedir. Değişimden neyi kast ediyorsunuz diye sorulduğunda yine değişim diyorlar. Sanıyorum bunlar değişim denilince koltuklarda oturan isimlerin değişmesini anlamaktadırlar. Sen kalk ben oturayım demekle değişim olmaz. Kardeşim fırıncı değişmekle ekmek değişmez. Sen unu değiştirebiliyormusun ona bakacaksın. Bu undan sonuçta yine aynı ekmek olur.

Halbuki değişim, çok yönlü derinlik isteyen, Partilerin ve beslendikleri sosyolojik tabanın, ideolojik ve felsefi olarak dönüşmesidir. AKP beslendiği sosyolojik alanı genişletmek için, çeyrek asırdır çok uğraşmış, ancak mülteci oyları ve yurtdışı oyları ile amacına ulaşabilmiştir. Demek ki değişim demekle toplum değişmemektedir. Değişim uzun ve meşakkatli bir yoldur. Yorulmak üzere yola çıkanlar değişimi gerçekleştiremezler.

Bu konu ayak üstü konuşulacak bir husus değildir. Uzun yıllardır koltuklarına yapışan, statükocu parti üst yönetimi ile değişim olmaz. Kendisini değiştiremeyenlerin değişimi gerçekleştirmesi beklenemez. Yaş olarak siyasi ömrü değişimi gerçekleştirmeye yetmeyecek olanların, yola çıkarak yolu tıkamamaları gerekir. Bırakın bu işleri gençler yapsınlar.

Değişim içeriden gelirse yeni bir hayat,  dışarıdan gelirse bölünme ve parçalanma olur. Doğa da örneği mevcuttur. Civciv çıkacak yumurtayı düşünelim. İçeriden gelen güçle yumurta çatlarsa, civciv çıkar. Dışarıdan gelen güçle yumurta kırılırsa bir can bir hayat sona erer. Hareket içeriden gelirse dip dalga, dışarıdan gelirse tusunami olur. Dip dalga yeni bir hayat, tusunami yok oluş demektir. Kulaklar ve gözler dışarıya karşı kapatılmalı, içeriye karşı dört açılmalıdır.

Diyalektik felsefe olmadan değişim olmaz, olursa reform olur. Reform ise bu kötü gidişin ömrünü uzatır. Atatürk Osmanlı'dan devraldığı kırık dökük toplumsal bakiyeyi, çok emek sarf ederek Cumhuriyet felsefesine dönüştürmüştür. CHP Atatürk yolundan savrulduğu için, bu günkü tartışılır duruma gelmiştir. Bu nedenle değişimden çok, kuruluş ayarlarına dönmek esastır. Millet ittifakı bitmiş, bir daha aynı masa da oturamayacak lâflar edilmektedir. Siyasetin merkezi boşalmıştır. Siyasetin merkezindeki boşluğun doldurulması önemli bir değişim hamlesidir. Bu hususu dile getiren sadece Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın olmuştur.

Biz doğru beklentimizi ortaya koyalım ki, kimse aklımızla oynamasın. Bilimsellikten kopuk değişim olmaz. Kaybedilenlerin yeniden kazanılması en sağlıklı değişimdir. Yüz yıllık kurucu Partinin, nitelikli üyeler, delegeler, yöneticiler ve Vekiller kazanabilmesi için tıkanan yollar açılmalıdır. Partiye gönüllü gelenlerle yetinmek yerine, kapısına gidilip davet edilecek kişilerle, kadrolar güçlendirilmelidir. Aman vasatın üstünde kimse gelmesin, menfaat düzenimiz bozulmasın demekle değişim olamaz.

Atatürk'ün kurmuş olduğu laik demokratik Cumhuriyetin yaşatılmasını vaz geçilmez dava olarak içselleştiren üyeleri seçerek sağlam bir teşkilatlanmaya gidilmelidir. Taraftar, seçmen, pasif ve aktif üye tanımına bir netlik kazandırılmalıdır. Aktif üye sayısı mümkün olduğu kadar artırılmalı ve partinin otofinansmanı güvence altına alınmalıdır.

CHP'nin bu günkü tartışmalı duruma gelmesine sebep olanlar, aslında sorunun parçası olmuşlardır. Sorunun parçası olanlar, sorunun çözümüne katkıda bulunamazlar. İçeriden öze dönüşü destekleyen güçlü bir hareket olmalıdır. Bu sağlanamadığı takdirde statükocuların reformcu göz boyama girişimleri ile kötü gidişin ömrü uzatılacaktır. CHP maalesef bu güne kadar Tavan Siyaseti yaparak toplumu oyalamıştır. Sadece Salı günleri grup toplantılarında TV ekranlarına konuşmakla siyasette sonuç almak mümkün değildir. Örgütlü bir Taban Siyaseti yapmadan değişim olmaz. Bunu AKP ve Yeşil Sol Parti çok iyi yapmaktadır. Aidiyet duygusuna sahip olan tüm Cumhuriyetçiler elini taşın altına sokmalıdırlar.

(24, Eylül, 2023-Ordu)