Necdet Topçuoğlu


DÜNYADA YENİ PARADİGMA EŞKİYALIK

Paradigma, aslında Yunanca kökenli bir kelimedir. Bilimle uğraşan insanların sürekli kullandıkları bir kavramdır. Ancak yaşamın olağan akışı içinde pek kullanılmamaktadır.


DÜNYADA YENİ PARADİGMA EŞKİYALIK

Necdet Topçuoğlu
Emekli Müsteşar-
Sayıştay Uzmandenetçisi

Paradigma, aslında Yunanca kökenli bir kelimedir. Bilimle uğraşan insanların sürekli kullandıkları bir kavramdır. Ancak yaşamın olağan akışı içinde pek kullanılmamaktadır. Paradigma kavramını ilk defa kullanan düşünür Thomas Samuel Kuhn’dur. Sorunların çözülmesine karşı uygylanan yaklaşım değişikliği olarak da tanımlanabilir. Türk siyasetinde ilk paradigma değişikliğini Turgut Özal yapmıştır. Siyaset tarlasını hep böyle sürmüşler, ben sürme şeklini değiştiriyorum demiştir. Uzun yıllardır ayrışan siyaseti, dört eğilimi bir araya getirerek, sosyolojik tabanda bir çoğunluk oluşturacak şekilde birleşmiştir.

İkinci Dünya Savaşından acı dersler çıkaran dünyanın ileri gelen devletleri barışı sürdürülebilir hale getirmek için, Birleşmiş Milletler Örgütünü kurmuşlardır. Devletlerin güçlü veya zayıf olmasına bakılmaksızın uluslar arası hukuk güvencesi altına alınmasını sağlamaya çalışmışlardır. Bu durum savaş sonrası için yeni bir paradigma idi. Ayrıca dünya NATO ve Varşova Paktı ülkeleri olmak üzere iki kutuptan oluşan güç dengesi ekseninde yapılanmıştı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin dağılmasından sonra iki kutuplu güç dengesi bozulmuş, ABD rakipsiz kalmıştır.

Gittikçe güçlenen ABD ekonomisi ayakta kalabilmek için kendi kaynaklarının yeterli olmadığını görmüştür. Bunun üzerine perde gerisindeki Siyonist Lobinin baskılarıyla, Büyük Ortadoğu Projesini uygulamaya koymuşlardır. Proje bir yandan dünya kaynaklarına engel tanımadan ulaşmayı hedeflerken, diğer yandan da Büyük İsrail Devletinin kurulmasını amaçlamıştır. Donald Trump'ın ikinci defa ABD Başkanı seçilmesiyle, uluslar arası hukuka dayanan eski paradigma tamamen terk edilmiştir. Trump-Netenyahu dayanışması ile uluslar arası eşkiyalığa dayanan yeni bir paradigma uygulamaya konulmuştur.

Ortadoğu da ABD desteği ile Netenyahu eşkiyalığını sürdürürken, Amerika Kıtasında da Trump, eşkiyalığı saray basıp devlet başkanını kaçırmaya kadar götürmüştür. Bunları yaparken kuzeyde Rusya'yı Ukrayna ile, uzakdoğuda da Çin'i Tayvan ile meşgul etmişlerdir. Dünya genelinde büyük bir huzursuzluk ve endişe hakimdir. Avrupa Birliği ülkeleri ABD'ye güvenmenin pişmanlığı içinde hızla silahlanmaya başlamışlardır. İlan edilmemiş Üçüncü Dünya Savaşı devam etmektedir. Çatışmalar halen kontrol altında tutulabilmektedir. Esas kıyametin kopması kontrolden çıktıktan sonra başlayacaktır.

İran da Mossad destekli sokak çatışmaları başlamış olup, 30 ile yayılmıştır. Ortadoğunun eşkiyası Netenyahu yakın zamanda İran'a saldıracaktır. Bu defa saldırıların sonuç alıncaya kadar devam edeceği söylenmektedir.  Bu saldırılar sonucunda Türkiye yeniden bir göç dalgası ile karşı karşıya kalacaktır. Amerika Kıtasında Küba ve Kolombiya eşkiya Trump'ın tehdidi altındadır. Gücü yeten yetene, artık orman kanunları hüküm sürmektedir. Maduro'nun sarayından derdest edilmesi, halkına zulmeden ve ülkesini soyarak mal edinen liderlere ders olmalıdır. Görüldüğü gibi eşkiya çalınmış servete çökmektedir.

Türkiye'nin durumuna bir bakalım. Karadeniz de Rusya ile çatışmanın eşiğindeyiz. Ege adaları Yunanistan ve İsrail İşbirliği ile silahlandırılmış durumda. Dedeağaç'ta her an saldırıya hazır ABD güçleri beklemektedir. ABD ve İsrail Güney Kıbrıs da Afgan kökenlilerden oluşan bir ordu kurmuşlardır. Kuzey Suriye de SDG saldırı için fırsat kollamaktadır. Ahmet El Şara'nın da güvenilir olduğunu söylemek mümkün değildir. Kuzey Irak da Barzani güçleri adeta meydan okumaktadırlar. İran sınırımız Kasr-ı Şirin Antlaşmasından bu yana ilk defa bu kadar sıcak çatışmaya yakın durmaktadır. Görüldüğü gibi "Kurt Kapanı"na sıkışmış durumdayız.

Gelelim iç cepheye, bu günlerde siyaset yapmanın zamanı değildir. Doğu ve Güneydoğu sınırlarımızdan kontrolsuz göç ile ülkeye giren on milyona yakın yabancının hangi tehlikeleri taşıdığını tahmin ediyoruz ama henüz bilmiyoruz. Siyasetçiler iktidar ve muhalefet birlik olarak iç cepheyi güçlendirmek için her türlü fedakârlğı yapmalıdırlar. Yukarıda izaha çalıştığım kuşatılmışlık içinde halen kısır siyasi çekişmeler içinde olanlar varsa, bunlar akıl fakirleridir. Üçüncü Dünya Savaşını resmen başlatacak bile olsa, Vatanımızı savunmaktan vazgeçmemeliyiz. Söz konusu vatan olunca eşkiyaya direnmek namus borcudur.

(06, Ocak, 2026-Ankara)