Necdet Topçuoğlu


HALK SOHBETLERİNİ SEVERİM

Türkiye'nin her yerinde toplumun çeşitli katmanlarından tanıdık dostlarım vardır. Birçoğu ile temaslarım sürmektedir. Hemen hemen hepsi ülkenin geleceğinden kaygı duymaktadırlar. Parti adı duymak istemiyorlar. Adını koyamamış olsalar da tüm siyasi partileri, müesses nizamın bir parçası olarak görmektedirler. Aslında esas tehlike burada yatmaktadır. Çünkü halk siyaset kurumuna olan ilgisini ve güvenini kaybetmiş görünmektedir.


HALK SOHBETLERİNİ SEVERİM

Necdet Topçuoğlu

Türkiye'nin her yerinde toplumun çeşitli katmanlarından tanıdık dostlarım vardır. Birçoğu ile temaslarım sürmektedir. Hemen hemen hepsi ülkenin geleceğinden kaygı duymaktadırlar. Parti adı duymak istemiyorlar. Adını koyamamış olsalar da tüm siyasi partileri, müesses nizamın bir parçası olarak görmektedirler. Aslında esas tehlike burada yatmaktadır. Çünkü halk siyaset kurumuna olan ilgisini ve güvenini kaybetmiş görünmektedir.

Yolsuzluktan bahsedecek oldum, hemen sözü ağzımdan aldılar. Bize bundan bahsetmeyin dediler. Merkezî Hükümette olanlar iktidarda, Yerel Yönetimlerde olanlar da, Belediyeler de az ya da çok yolsuzluğa bulaşmaktadırlar görüşü yaygın. Anlaşılan bu retorik kullanılarak siyaset yapma dönemi geçmiştir. Halk yolsuzluklara alışmış, bu söylem olumsuz etkisini kaybetmiştir.

Siyaset para işi oldu diyorlar. Parası olmayanın siyaset yapması mümkün değildir. Seçilenler de harcadıkları parayı misli ile kazanmaktadırlar. Bu durum artık değiştirilemez bir döngü haline gelmiştir. Bu görüşlerini öylesine içselleştirmişler ki, tartışmaya bile açmıyorlar. Peki size göre çözüm nedir diye sordum. Çözüm sistemin dışında bir parti kurulmasıdır ama onu da yaşatmazlar diye kaygı duymaktadırlar. Bu karamsarlıkları seçimleri boykot etmeye kadar gitmektedir.

Bazıları da Milletvekli maaşları ve emekliliğine takılıp kalmışlar. Maaşların çok yüksek olduğunu, bir ölçek uygulanmadığı için, makasın sürekli açıldığını ifade etmektedirler. Hatta bu nereye kadar devam edecek diye de sormaktadırlar. Milletvekilliği bir meslek değildir ki, emekliliği olsun. Bu emeklilik kaldırılmalıdır diyorlar, ama umutsuzlar. Sonuçta kaldıracak olan da kendileridir diyorlar. Özellikle bir milletvekilinin maaşı ile birlikte, emekli maaşı almasına müthiş tepkililer.

Mademki Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemine geçildi, Meclisin bir önemi kalmadı, o zaman 600 Milletvekiline ne gerek var diye sistemi sorgulamaktadırlar. Peki kaç Milletvekili olması uygundur diye sordum. Altını doldurabilecekleri bir sayı veren olmadı. Meclis yeniden etkin duruma getirilmelidir görüşü hakim. Ancak çok garip bir çelişkiye tanık oldum, seçtikleri Meclisin kendilerine ait olmadığını hissediyorlar.

Kendi aralarında konuşuyorlar. Kardeşim bu Meclis değil, sanki zenginler kulübü diyenler var. Hatta Lordlar kamarası diyenler oldu. Çok akıllı laflar edeler de vardı. Biz sarı öküzü Tek Adam Sistemine geçerken verdik. Şimdi teker teker öküzler elimizden alınmaktadır. Bir de yeni anayasayı yaparlarsa, bir daha geri dönüş mümkün olmaz denilmektedir. Bu sohbetlere devam etmekte kararlıyım.

(29, Mayıs, 2024-Ankara)