Necdet Topçuoğlu


NORİEGA'DAN MADURO'YA UZANAN YOL

Güney Amerika ülkeleri demokrasi bakımından sıkıntılı ve sancılı ülkelerdir. Bu ülkelerin yönetimleri genellikle uyuşturu ticaretine bulaşmaktadırlar. Özellikle ABD yönetimleri bu devletlerden rahatsızlık duymaktadırlar.


NORİEGA'DAN MADURO'YA UZANAN YOL

Necdet Topçuoğlu
Emekli Müsteşar-
Sayıştay Uzmandenetçisi

Güney Amerika ülkeleri demokrasi bakımından sıkıntılı ve sancılı ülkelerdir. Bu ülkelerin yönetimleri genellikle uyuşturu ticaretine bulaşmaktadırlar. Özellikle ABD yönetimleri bu devletlerden rahatsızlık duymaktadırlar. Belki hatırlayanlar olacaktır, yıllar önce Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega ile büyük bir sorun yaşanmıştı. Aslında başlangıçta Noriega, ABD yönetimi tarafından desteklenmişti. Ancak 1988 yılında ilişkiler bozulmuş, Noriega ABD yönetimi tarafından uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanmış ve hedef tahtasına konulmuştu.

Manuel Noriega ABD ile ilişkileri öylesine germişti ki "savaş hali" ilan etmişti. Panama kanalında üstlenen ABD askerleri ile, Panama askerleri arasında çatışma çıkmıştı. Dönemin ABD Başkanı W.Bush, bir ABD askerinin öldürülmesini gerekçe göstererek Panama'yı işgale başlamıştı. Bunun üzerine Noriega Panama City'deki Vatikan Büyükelçiliğine sığınmıştır. Yaklaşık 10 gün burada sığınmacı olarak kalmıştır. Çok net hatırlıyorum ABD operasyon güçleri Büyükelçilik çevresinde yüksek sesle rock müzik dinleterek Norega'yı teslim olmaya zorlamıştı. Sonuçta teslim olmuş, Miami'ye götürürülerek yargılanmıştır.

Dönemin ABD yönetimi Noriega'nın ünlü uyuşturucu baronu Escobar ile birlikte çalıştığını iddia etmiştir. Yargılama 4 yılı aşkın bir süre devam etmiş, Manuel Noriega 40 yıl ceza almıştır. Daha sonra cezası 30 yıla indirilmiş, ceza evindeki iyi hali de dikkate alınarak 17 yıla düşürülmüştür. Cezasının bitmesine yakın, yargılamak üzere Fransa kendisini istemiştir. Fransa'da da yargılanmış, 7 yıl ceza almasına rağmen şartlı olarak, 2011 yılında talep üzerine Panama'ya iade edilmiştir. Sonuçta 2017 yılında geçirmiş olduğu beyin tümörü ameliyatı sonucu ölmüştür. Bu yargılama esas alınarak bu defa da Venezuela Başkanı Maduro'nun yargılanması yapılmak istenmektedir. Maalesef ABD yargısı bu hukuksuzluğu red etmemiştir.

Venezuela Diktatörü Nicolas Maduro'nun Cumhurbaşkanlığını ABD başta olmak üzere 48 ülke tanımamıştır. Maduro'nun yapmış olduğu zalimlikler bir yana, ABD'nin bir devletin Cumhurbaşkanı ve eşini gece yatağından alarak, ABD'ye götürmesi açıkça eşkiyalıktır. Burada uluslar arası hukuk yok sayılmıştır. Trump hiç utananmadan Venezuela petrolüne sahip olmak istediklerini ifade etmiştir. Basına yansıyan bilgilere göre ABD'nin 39 Trilyon Dolar kamu borcu olduğu söylenmektedir. Kişi başına 114 Bin Dolar borç düştüğü ifade edilmektedir. Donald Trump'ın kamu borçlarını ödemek için dünyanın petrol başta olmak üzere, bütün değerli madenlerine çökmek istediği anlaşılmaktadır.

Newyork da bir mahkemenin uyuşturucu ticareti yaptığı gerekçesiyle, Maduro hakkında verdiği tutuklama kararına bağlı olarak yargılanacağı söylenmektedir. Geçmişte Panama lideri Noriega'nın yargılanma süreci gibi bir sürecin takip edileceği anlaşılmaktadır. Trump Venezuela'yı işgal etmişçesine, bundan sonra Venezuela'yı biz yöneteceğiz demektedir.  Başkan yardımcısı Rodriguez'i de tehdit ederek, isteklerimize uymazsan daha ağır bedel ödersin demektedir. Dünya ABD ve İsrail gibi iki eşkiya devletin tehdidi altındadır. Bütün dünya birleşerek, bu barbarlığa dur demezse hiçbir devletin güvenliği yok demektir.

Trump Delta Force'un başarılı operasyonundan sonra iyice şımarmış olup, İran, Kolombiya ve Kübayı da tehdit etmektedir. Görnland bizim için çok gerekli orayı da ABD'ye bağlamamız gerekiyor demektedir. Çok yakın zamanda İsrail'in İran'a saldırmasını bekleyebiliriz. Bu askeri hareketlilik, adı konulmamış Üçüncü Dünya Savaşı demektir. Çünkü hiçbir devletin hukuki güvencesi kalmamıştır. Çatışmalar kontrolden çıkarsa, canı yanan ve nükleer başlığı olan bir ülkenin, bu dehşet silahını kullanması kaçınılmaz olabilir. Türkiye bütün ikazlara rağmen, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini savunmak amacıyla, NATO'dan bağımsız olarak 6.Ordu'yu kurmakta gecikmiştir. Bir yurttaş olarak bu konuda halen ısrar ediyorum.

(05, Ocak, 2026-Ankara)