Necdet Topçuoğlu


ŞEHİT KUBİLAY VE ŞERİAT KALKIŞMASI

Cumhuriyetimizin yeni kurulduğu dönemde, dış mihrakların tahriklerine kapılarak ayaklanmaya kalkışanlar olmuştur. Bu kalkışmalarda din kullanılmıştır. 23 Aralık 1930 sabahı Manisa'dan Menemen'e gelen dördü silahlı altı kişi, bir camiden aldıkları yeşil sancağı sabah namazından sonra ilçe meydanına dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışmışlardır


ŞEHİT KUBİLAY VE ŞERİAT KALKIŞMASI

Necdet Topçuoğlu

Cumhuriyetimizin yeni kurulduğu dönemde, dış mihrakların tahriklerine kapılarak ayaklanmaya kalkışanlar olmuştur. Bu kalkışmalarda din kullanılmıştır. 23 Aralık 1930 sabahı Manisa'dan Menemen'e gelen dördü silahlı altı kişi, bir camiden aldıkları yeşil sancağı sabah namazından sonra ilçe meydanına dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışmışlardır. Sarıklı ve cübbeli bu kişilerin, Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirdiği Laz İbrahim Hoca tarafından yönlendirildiği söylenmektedir. İlk eylemciler arasında, Giritli Derviş Mehmet, Şamlı Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan ve Küçük Hasan vardı. Derviş Mehmet cemaate kendini mehdi olarak tanıtmış, dini korumaya geldiklerini söylemiştir. Arkalarında 70 bin kişilik halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceği tehdidinde bulunmuştur.

Olayların Menemen İlçesi’ndeki askeri birlikte duyulması üzerine, alay komutanı yedek subay Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine göndermiştir. Kubilay askerlerin yanından ayrılarak tek başına eylemcilerin arasına girmiş ve onları teslim almaya çalışmıştır. Ancak asiler ikna olmamışlar ve çatışma çıkmıştır. Yaralanarak cami avlusuna sığınan Kubilay’ın başı Derviş Mehmet tarafından kesilmiştir. Asiler kesik başı yeşil bayrağın sopasına asarak çılgınlıklarını sürdürmüşlerdir. Olay yerine sonradan gelen Bekçi Hasan ateş ederek gruptan birini yaralamış, ancak açılan ateş sonucu o da şehit edilmiştir. Arkadaşının yardımına koşan Bekçi Şevki de açılan ateş sonucu şehit olmuştur. Olay yerine gelen takviye birliklerin "Teslim ol!" çağrısına uymayan eylemcilerin bir kısmı öldürülmüş, kaçmaya çalışan elebaşılar ve asilerin tamamı tutuklanmıştır.

Mustafa Fehmi Kubilay, 43. Piyade Alayında Asteğmen olarak askerlik yapmaktadır. Esas mesleği öğretmenliktir. Menemen olayı, Şeyh Said ayaklanmasından sonra, Genç Cumhuriyet Rejiminin kuruluşundan yedi yıl sonra karşılaştığı diğer bir isyan olarak tarihe geçmiştir. Bu acı olayda Asteğmen Kubilay ile birlikte şehit olan Hasan ve Şevki adlı bekçilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum. Gerek Şeyh Said ayaklanması, gerekse Menemen olayı sıradan bir olay değil, aslında Laiklik ile Şeriatın çatışmasıdır. Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını isteyen emperyalist güçler halen bu çatışmayı kaşımaktadırlar. Milli Eğitim Bakanının Meclis de Laik Cumhuriyete meydan okumasını, Tuzla da Atatürk rozetini takmak istemeyen teğmen olayını ve bunlara çanak tutanları aynı bağlamda değerlendirmek zorunludur.

Menemen olayını tek bir sebebe bağlamak doğru değildir. Birbirini tetikleyen birçok sebebi bulunmaktadır. Bunları özetle şöyle sıralamak mümkündür.
-Şeriat isteyen kesimin Laz İbrahim önderliğinde ayaklanması.
-Derviş Mehmet isimli kişinin kendisini herkese mehdi olarak tanıtması.
-Cumhuriyet ile gelen yeniliklerin şeriatçı grup tarafından reddedilmesi.
-Cumhuriyet karşıtlığı.

Menemen olayının, ciddi sonuçlar ve yaptırımları olmuştur. Askerlerin sert müdahalesi ve bölgede sıkıyönetim ilan edilmesi ile kontrol altına alınan bu isyanın sonuçları ve yaşananlar ise şu şekildedir;
-Çok yeni olan Cumhuriyet rejiminin çok partili hayata hazır olmadığı anlaşılmıştır.
-Özellikle Menemen olayının çıktığı bölge olmak üzere sıkıyönetim ilan edilmiştir.
-Laikleşmenin ve yeniliğin reddedildiği bir isyan olduğu için laikleşme yolunda atılan adımlar hız kazanmış ve halk fikirlere adapte edilmeye çalışılmıştır.
-Cumhuriyet ve laiklik karşıtı bu ayaklanmaya katılan ve Mustafa Fehmi Kubilay isimli yedek subayın öldürülmesinde rol oynadığı tespit edilen 105 sanık 15 Ocak 1931 yılından itibaren Divan-ı Harpte yargılanmaya başlanmıştır.
-Yargılamalar neticesinde ayaklanmaya katılan 37 kişinin idamına, 41 kişinin çeşitli hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Türk Milleti, Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde çok zor bir Kurtuluş Savaşını kazanarak Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Ancak daha sonra, en büyük kurtuluş savaşını cehalete karşı vermeyi başlatmış, maalesef başarılı olamamıştır. Cehalet sürekli olarak alanını genişletmektedir. İktidarlarını ve ekonomik kazançlarını cehaleti sömürmekten kazananlar, bütün güçleri ile cehaletin egemenliğine destek olmaktadırlar. Türk Milleti ağır bedeller ödeyerek kurduğu Laik Demokratik Cumhuriyeti korumak için, elini taşın altına koymadığı takdirde tarihin karanlıklarına gömülecektir. Umarım hep birlikte aklımızı başımıza toplar, Laik Demokratik Cumhuriyetimize sahip çıkarız.

(23, Aralık, 2023-Ankara)