Necdet Topçuoğlu


ŞEHİT YASİN’İN KIZILELMA ÜLKÜSÜ

Her şehidimizin yürek burkan ayrı bir hikayesi bulunmaktadır. Tokat'ın Almus ilçesi Ormandibi köyünde yaşayan Zahide-Ahmet Karaca çiftinin 7 çocuğundan 4'üncüsü olan Yasin Karaca'nın silah arkadaşları ile çektirdiği görüntüleri izledim.


ŞEHİT YASİN’İN KIZILELMA ÜLKÜSÜ

Necdet Topçuoğlu

Her şehidimizin yürek burkan ayrı bir hikayesi bulunmaktadır. Tokat'ın Almus ilçesi Ormandibi köyünde yaşayan Zahide-Ahmet Karaca çiftinin 7 çocuğundan 4'üncüsü olan Yasin Karaca'nın silah arkadaşları ile çektirdiği görüntüleri izledim. Şehidin yanındaki komutanına "Yolumuz ne yolu komutanım?" diye sorduğu, yanındaki askerin "Şehitlik yolu" diye cevap verdiği, Karaca'nın "Kızılelma'ya kadar devam komutanım" dediğini gördüm. Ne ilginç bir tesadüf ki, Şehidimiz Yasin Karaca ortaokul yıllarında, okulunda düzenlenen bir programda şehit olan bir askeri canlandırmıştır. Bu ilginç hayat hikayesi yürekleri burkmuştur.

Kızılelma, Türk mitolojisinde Türkler ve özellikle Oğuz Türkleri için üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan ülküler veya düşleri simgeleyen bir metafordur. Dünyada Türklük felsefesini yaymak Kızılelma'nın ana hedefidir. Askerlik görevi sırasında gençlerimize bu ülkü öğretilmektedir. Barış Pınarı harekatı sırasında askerlerimize, yolculuk nereye diye sorulduğunda, cevapları ‘’Kızılelma’’ olmuştur.

"Kızıl", Türk kültüründe genellikle kıymetli sayılan bir renk; "elma" ise mistik bir yanı bulunan; bolluk, bereket, şifa kaynağı olarak görülen bir meyvedir. Ancak Kızılelma sembolleştirilmesinin elmaya değil, Eski Türklerde Güneş ve Ay’ı anlatan kızıl topa dayandığı düşünülmektedir. Bu top, ‘muncuk’ adıyla bayrak ve tuğların tepesini süslemiş ve bazen zaferin işareti, bazen hakimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yeri ifade etmiştir.

Türk milliyetçiliğinin ve Türk birliğinin önemli sembollerinden birisi olan Kızılelma metaforu, Türk devletleri için bir hedefi ve amacı simgelemektedir. Ulaşılması gereken bir yeri, fethedilmesi gereken bir beldeyi ifade ettiği gibi, kimi zaman bir devlet kurma idealini, kimi zaman cihan hakimiyeti idealini, kimi zaman da Türk birliği idealini ifade etmektedir.

Kızılelma söyleminin tam olarak ne zaman, nerede ve nasıl ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte yaygın anlayış, Oğuz Türkleri ile birlikte tarihe ve edebiyata mal olduğu anlaşılmaktadır. Kızılelma ülküsünün yeniçeriler arasında yaygınlaştırılmış ve onların savaşma azmini yüksek tutmak için kullanılmıştır. Ziya Gökalp, bu metaforu Turan Ülküsü ile birleştirerek ona yeni bir anlam kazandırmıştır.

Kızılelma, sözlü edebiyattan sonra ilk defa Oğuzname ile yazılı kaynaklara geçmiştir. Oğuz Destanı ve Göktürk Kitabeleri'nde de değinilen Kut geleneği, Türk Kağanının sadece Türklerin değil tüm dünyanın Kağanı olduğuna inanılmaktadır. Fetihler bu esasa uygun olarak yapılıyordu. Tanrı'nın cihan hakimiyetini Türklere emanet ettiğine inanılıyordu.

Bu ülkü, Hun, Göktürk ve Selçuklu devlet geleneğinde çok etkin bir motif olarak görülmektedir. Oğuzhan'a göre gök devletin çadırı güneş ise bayrağıdır. Bu fikir, Türklerin yalnızca devlet idare etme düşüncelerini değil, Türklüğü ve çok eski prensiplerini de içinde bulundurmaktadır.

Ayrıca Kızılelma metaforu Ergenekon Destanında Ergenekon’dan dışarıya çıkma ve kaybedilmiş eski yurdu geri alma idealini simgelediği kabul edilmektedir. Türkistan'dan Hazar Denizi'nin doğusuna gelen Oğuzların ise Hazar kağanının ipek çadırının üzerinde hakimiyetinin ifadesi olarak bulunan altın topu yani Kızılelma'yı ele geçirmeyi ülkü edindikleri söylenmektedir.

(26, Aralık, 2023-Ankara)