Necdet Topçuoğlu


SİYASETİN BOZULAN KURALLARI

12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyasi partiler kapatılmış, yöneticilerine siyaset yapma yasağı konulmuştu. O şartlar altında Rahmetli Demirel, Büyük Türkiye Partisi’ni kurmuş, Konsey tarafından veto edilmemesi için, Genel Başkanlığına da emekli paşalardan Ali Fethi Esener’i getirmişti.


SİYASETİN BOZULAN KURALLARI

 

Necdet Topçuoğlu

 

12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyasi partiler kapatılmış, yöneticilerine siyaset yapma yasağı konulmuştu. O şartlar altında Rahmetli Demirel, Büyük Türkiye Partisi’ni kurmuş, Konsey tarafından veto edilmemesi için, Genel Başkanlığına da emekli paşalardan Ali Fethi Esener’i getirmişti. Eski Adalet Partisinin siyaseten birikimli politikacıları bu partide yerlerini almışlardı. Ancak Milli güvenlik Konseyi, Turgut Sunalp’ın Genel Başkanı olduğu, amblemi horoz olan Milliyetçi Demokrasi Partisi’ne güçlü rakip çıkmasını istemiyordu. Turgut Özal’ın kurduğu ANAP veto edilmemiş, ancak Büyük Türkiye Partisi veto edilmişti. Bunun üzerine Demirel ve arkadaşları, Doğru Yol Partisi’ni kurmuşlardı.

 

DYP’nin kuruluş sürecinde, yasaklı olan Demirel’in Güniz Sokak’daki evi, arı kovanı gibi yurttaşlarla dolup taşıyordu. Bir defasında Ali Doğan Ünlü, Metin Yaraman ve Veli Sarıtoprak ile birlikte bende gitmiştim. Bir partinin nasıl kurulduğunu bizzat Demirel’in ağzından canlı olarak dinleme fırsatı bulmuştum. Kuracağımız parti, hürriyetçi, kapsayıcı, adaletçi ve kalkınmacı olacak diyordu.  Hedefin yeniden büyük Türkiye’yi yaratmak olduğunu vurguluyordu. Benim çiftçim, benim köylüm, benim memurum, benim emeklim derken partinin bir ideoloji partisi değil, kitle partisi olması gerektiğini söylüyordu. Partinin ilk Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk olmuştu. Kamuoyunda adı emanetçiye çıkmıştı. Herkes perde gerisinde Demirel’in olduğunu biliyordu. Emanetçi söylemi böylece siyaset sözlüğüne girmiş oluyordu.

 

Demirel, partinin üye kayıtlarının toplumun her kesimini temsil edecek şekilde yapılmasını, delegelerin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini, partinin finansörlerinin kimlerden oluşacağını, muharip güçlerin nasıl teşkilatlanacağını, Meclise gireceklerin hangi kriterlere göre belirleneceğini, kabinede kimlerin görev alacağını şimdiden tespit etmek ve önceliklerine göre yapmak zorundayız diyordu. Partinin kurumlaşmasını adeta inşa ediyordu. Herkese görevler veriyor, sonra aldığı sonuçları birleştirerek bir plan oluşturuyordu. Doru Yol Partisi’nin teşkilatlanma sürecinin çok sağlam temellere dayanan bir siyasi birikime dayandığını izleyerek görmüş oldum. Ancak ANAP, DYP birleşmesi sonucunda meydana gelen Demokrat Parti bu siyaset kültürünü muhafaza edememiştir.

 

Demirel, Milletvekillerini sahada siyaset yapanlar ve Meclis çalışmalarına katkı verenler olarak tasnif ediyordu. Meclisteki ihtisas komisyonlarının ihtiyaçlarına göre uzmanlığı olanların vekil olmalarını özellikle kendisi istiyordu. Bunları yaparken parti teşkilatlarının emeklerine önem veriyor ve onları küstürmemeye çalışıyordu. Ekrem Ceyhun, Beyefendi kabineyi kurarken bakan seçmekte hiç zorlanmaz. O zaten kimin hangi bakanlığa uygun olacağını önceden tespit etmiş olur derdi. Örneğin Ekrem Ceyhun’u Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı yapar, örtülü ödeneği ona emanet ederdi. Kabineyi kurarken her türlü dengeyi gözetirdi.

 

1991 seçimlerinde MÇP, IDP ve Refah Partisi birlikte seçime girmişler, seçimden sonra ayrılmışlardı. Bunun üzerine Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Ankara Milletvekili Orhan Kilercioğlu’na abi gel başımıza geç Meclis de bir grup kuralım demişti. Kilercioğlu bu konu da istekliydi, bana sen ne düşünüyorsun diye sordu. Ben de, ben katılmıyorum, sizin bakan olmanız söz konusu demiştim. Nerden biliyorsun diye sordu. Ben de, Demirel Ankara’yı bakansız bırakmaz. Ankara Milletvekilleri arasında bakan olmaya uygun iki vekil var. Birisi siz, diğeri Baki Tuğ, siz emekli Generalsiniz, Baki Tuğ ise emekli Albay. Beyefendi bu konuda hiyerarşiye dikkat eder demiştim. 

 

Kabine açıklanmadan önce Demirel yeni bakanları arayıp haber verir, kimse bakan olduğunu televizyon veya radyodan öğrenmezdi. Kilercioğlu’nu da aramış ve hayırlı olsun, Devlet Bakanı oldunuz diye haber vermişti. İstanbul da görevliydim o da beni arayıp, değerlendirmen doğru çıktı diye bilgilendirmişti. Demirel o kabinede Yolsuzluk ve Usulsüzlükler ile mücadele görevini bu Devlet Bakanlığına vermişti. Bu bakanlıktaki deneyimlerimi yakın zamanda yazmayı planlıyorum. Yeni hükumet için gerekli olabilir.

 

14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri için, partilerin aday listelerini YSK’ya verdiği şu günlerde, eski uygulamaları kıyaslama olması için yazmaya çalıştım. Eski yıllarda siyasetin kendi içinde tutarlı kuralları vardı. Son yıllarda önce siyasetin dili kirlendi. Sonra kuralları bozuldu. Bozulan siyaseti yine siyaset kurumunun düzeltmesinden başka yol bulunmamaktadır. Listeleri eleştirmenin çok bir önemi yoktur. Önemli olan sistemin düzeltilmesidir. Bu bozuk sistem devam ettiği sürece biz hep aynı sonuçlarla karşılaşmak zorunda kalacağız. Parti farkı olmaksızın listelere giren tüm adaylara kolaylık ve başarılar dilerim.

 

(09, Nisan, 2023-Ordu)