Necdet Topçuoğlu


SURİYE BATAKLIĞINDAN KURTULMAK

Türkiye'nin Suriye'deki durum ve tutumu çok bilinmeyenli bir denklem gibi görünmektedir. Bu nedenle sorunun akıl, diplomasi ve sağduyu ile çözülmesi zorunludur. Bu çözümde duygusallığa, komplekse ve aşırı özgüvene asla yer olmamalıdır.


SURİYE BATAKLIĞINDAN KURTULMAK

Necdet Topçuoğlu

Türkiye'nin Suriye'deki durum ve tutumu çok bilinmeyenli bir denklem gibi görünmektedir. Bu nedenle sorunun akıl, diplomasi ve sağduyu ile çözülmesi zorunludur. Bu çözümde duygusallığa, komplekse ve aşırı özgüvene asla yer olmamalıdır. ABD ve Rusya ile yapılan görüşmelerin olumlu geçmemesi durumun belirsizliğini korumasına neden olmaktadır.

Türkiye bölgede bulunan devletler ile karşılıklı güvene dayalı bir ilişki içinde değildir. Bu durum ciddi sorun yaratmaktadır. Suriye rejimi ise, İran ve Rusya ile karşılıklı çıkarlara dayanan karşılıklı güven ve işbirliği içindedir. Türkiye dostluk ilişkileri içinde olduğunu söylediği Rusya ile Libya'da ve Ukrayna'da karşı cephelerde yer almaktadır. ABD ile Fırat’ın doğusunda düşman, batısında dost görünümündedir. Türkiye ABD ile NATO bağlamında müttefik olması gerekirken, ABD bölgede PYD, PKK ve YPG'yi desteklemektedir. Türkiye'nin İran ile Kasrı Şirin Anlaşmasından bu yana sorunu olmadığı halde İdlip de karşılıklı düşman konumundadır.

Türkiye bölge de ve dünyada İdlip'de Elnusra ve Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütlerine destek veriyor şeklinde algılanmaktadır. Demek ki Türk diplomasisi durumu dünyaya yeterince anlatamamıştır. Geride kalan süreçte Türkiye, Rusya ve İran Astana ve Soçi'de yapılan görüşmelerde İdlip’de askeri gözlem noktaları oluşturulması konusunda anlaşmışlardı. Ancak bu anlaşmalarda alınan kararlar bir türlü uygulamaya konulamamıştır.

Rusya, Türkiye bu süreçte bölgedeki radikal grupları kontrol altına alacağını söz vermişti, ancak verdiği sözde durmadı iddiasıyla anlaşmaya uymayacağını deklere etmiştir. İran da aynı tavrı göstermiştir. Bu arada rejim güçleri de Rusya İran desteği ile, İdlip’deki TSK’nın gözlem noktalarını kuşatmıştır. Yapılan bütün uyarılara rağmen geri çekilmeyi reddetmektedir. Bölge de herkesin bir çıkarı vardır. Rusya sıcak denizlere inme konusunda kararlı görünmektedir. Suriye’de elde ettiği üstünlüğü kaybetmek istememektedir. İran,  şii ideolojisinden hareketle Irak şiileri ve Suriye Arap Alevileri üzerinden bir koridor oluşturarak İsrail’e uzanma amacındadır.

Suriye olaylarının başladığı günlerde Türkiye’nin muhalifleri desteklemesi sebebiyle Beşar Esat Türkiye sınırını PYD, PKK ve YPG’ ye terkederek Türkiye’nin başına dert açmıştır. Suriye demokratik güçleri adı altında toplanan terör örgütleri, Suriye sınırı boyunca Akdenize uzanan terör koridoru oluşturmaya çalışmışlardır. Türkiye, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı ve Zeytindalı harekatları ile bölgeye müdahale ederek terör koridoru açılmasına şu ana kadar izin vermemiştir. Bunun bir başarı olduğunu ifade etmek gerekir.

ABD bölgede petrolün peşindedir. Ayrıca Irak ve Suriye’nin bölünmesini amaçlamaktadır. Ardından İran ve Türkiye’nin hedefte olduğunu saklamamaktadır. Gelinen son noktada ABD’nin, Türkiye ve Rusya’yı savaştırmak, Suriye’yi de bölmek niyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu niyet, Rus uçağının düşürülmesi, Rusya’nın Ankara Büyük Elçisinin bir suikast sonucu öldürülmesi ile denenmiş ancak başarılamamıştır.

Ayrıca ABD İran’a müdahale niyetini de her fırsatta tekrarlamaktadır. 
Suriye de gelinen son durum budur ve tam bir bataklık görünümündedir. Bu durumdan Türkiye ortak akıl, sağduyu ve diplomasiyi kullanarak çıkmalıdır. Türkiye Rusya ile asla sıcak çatışma durumuna girmemelidir. Rusya’daki diplomatik derinliğin de buna izin vermeyeceğini umut etmek istiyorum. Türk halkı duyarlı davranarak savaşın önlenmesine karşı olmalıdır. İçerideki ekonomik  sıkışmışlığın kurtuluşu, Suriye de savaşa girmek olmamalıdır. Bu savaş başlarsa ne zaman ve nerede biteceği belli olmaz. Devlet aklının devreye girmesini bekliyoruz.

Son günlerde Ankara'nın göbeğinde İçişleri Bakanlığı'na yapılan başarısız saldırı girişiminden sonra, Türkiye misilleme olarak Suriye'nin kuzeyindeki birçok terör hedeflerini vurmuştur. Hatta kara harekâtı seslendirilmektedir. Ancak ABD'nin buna karşı olduğu, bir Türk insansız hava aracını düşürmesinden anlaşılmaktadır. ABD müttefik gibi değil, düşman gibi davranmaktadır. Sadece hava harekatına izin verilmesi, Türkiye'nin gazını almaya yönelik bir tutumdur.

Rusya bundan böyle bölgede Türkiye için görüşme yapılabilecek bir partner değildir. Türkiye Rusya’yı devre dışı bırakarak Suriye ile doğrudan görüşmeleri yapmayı sağlamalıdır. Suriye demokratik güçleri adı altında örgütlenen terör gruplarının ne olacaklarını, mültecilerin geri dönüş şartlarını doğrudan Suriye ile görüşerek, savaşmadan Suriye bataklığından çekilmenin yollarını aramalıdır. Türkiye, çözüm yolu tıkanan sorunların çözümünde, askeri güç kullanmaktan ziyade diplomasi yolunu devreye koymalıdır. Bir ateş yansın da seyredelim diyenler bile bu yangında yanacaklardır. Uyarmak bizim duyarlı yurttaşlık görevimizdir.

(06, Ekim, 2023-Ankara)