Necdet Topçuoğlu


YUSUF TEKİN CEMAAT MİLİTANI GİBİ DAVRANMAKTADIR

İslam, bir tarikat değildir. Peygamber, bir şeyh olmadığı gibi, Kur'an da bir tarikat kitabı değildir. Tarikatlar, mezhepler ve cemaatlerin hiçbiri, ilahi ve kutsal bir niteliğe sahip değildirler. Yusuf Tekin bunları bilmiyor olamaz. Eşari İslam anlayışının militanlığını yaparak, Erdoğan'ın hilafet ve saltanat niyetlerine öncülük etmektedir.


YUSUF TEKİN CEMAAT MİLİTANI GİBİ DAVRANMAKTADIR

Necdet Topçuoğlu

İslam, bir tarikat değildir. Peygamber, bir şeyh olmadığı gibi, Kur'an da bir tarikat kitabı değildir. Tarikatlar, mezhepler ve cemaatlerin hiçbiri, ilahi ve kutsal bir niteliğe sahip değildirler. Yusuf Tekin bunları bilmiyor olamaz. Eşari İslam anlayışının militanlığını yaparak, Erdoğan'ın hilafet ve saltanat niyetlerine öncülük etmektedir.

Tarikatların, mezheplerin ve cemaatlerin hepsi insan icadı yapay oluşumlardır. Tarikat ve cemaatleri, insanın dizayn ettiği oluşumlar olarak konuşmak, tartışmak ve sorgulamak lazımdır. Türkiye'nin okumuş cahilleri bu konda duyarsız ve sorumsuz davranmaya devam etmektedirler.

Tarikatlar, kendilerini insan yapımı kurumlar olarak değil, ilahi ve kutsal nitelikte yapılar olarak sunmaktadırlar. Kutsal ve ilahi nitelikte olduklarını sunmak suretiyle tarikatlar, kendilerini sorgulanmaz, eleştirilmez ve dokunulmaz hale getirmektedirler. Yusuf Tekin gibi devletin içine yerleştirdikleri, destekçileri üzerinden ballı ihalelerle ekonomik olarak güçlerine güç katmaktadırlar.

Tarikatların hikmetinden sual olunamayacağı şeklinde tarikatları tabulaştıran ve kutsallaştıran anlayışın hiçbir dini, akli, ahlaki ve insani temeli bulunmamaktadır. Tarikatlar, İslam içinde olduklarını iddia ederek İslam'ın dışında kendilerine özgü ritüeller, kurallar, hiyerarşiler, müritlik ve şeyhlik pozisyonlarını icat etmişlerdir.

Tarikatlar, kendilerini din yerine koyan alternatif dinler şeklinde varlıklarını konumlandıran ve işlevselleştiren insani kurgulardır. Çağdaş demokrasi ve laiklik anlayışı ile uyuşmayan bu alternatif oluşumlara itibar eden yöneticiler topluma karşı iki suç işlemiş olurlar. Bunlardan birincisi halkı kutuplaştırmak, ayrıştırmak, ikincisi de İslamiyette olmayan bir kural ile insanları aldatmaktır.
 

Biraz farklı açıdan baktığımızda bu alternatif din olgusu politikacılara "sürü psikolojisin de" oy potansiyeli sağlamaktadır. Onlar için zaten ne din ne iman önemlidir. Önemli olan koltuklarını korumaktır. Siyasal islam, siyasete sonuç olarak bakmaktadır. Sonuç yanlış bile olsa, beklentiler karşılanıyorsa sorun yoktur.

Tüm tarikatlar ve cemaatler Yahudi-Hiristiyanlar tarafından organize edilmiş "düşünceden arındırılmış insan sürüleri" yaratmıştır. Çünkü tarikat ve cemaatler itaat ve biat kültürüne göre çalışmaktadırlar. Bu durum siyasetçiler için iştah kabartıcıdır. Bu iktidarın tarikatlar ile olan yakınlığı ve bağımlılığı ise onların varoluş esaslarına dayanmaktadır..Maddi kaynakları ise BOP ile sağlanmaktadır..
  
İskilipli Atıf Hoca ve Şey Said'in ismini sokak ve caddelere veren insanların Cumhuriyet ve demokrasi ile barışık olduğunu düşünmek ancak geri zekâlılık olur.. Amaçları bu ülkenin varoluş temellerine karşı olan her şeye barışık olmalarıdır. Sorun o kadar derin ki! özetlemek oldukça zordur.

Türkiye de Fetö ile mücadele edilmemiştir. Fetö kullanılarak diğer cemaatlerin devleti ahtapotun kolları gibi sarmasına imkân sağlanmıştır. Hedef Türkiye'nin bölünüp parçalanmasıdır. İpi emperyalizmin elinde olan bir orta oyunu seyrediyoruz. Kuklalar oynuyor biz de duyarsızca bakıyoruz. Tarih bizden, bir Millet çocuklarının geleceğini böyle yok etti diye bahsedecektir.

(21, Aralık, 2023-Ankara)