Necdet Topçuoğlu

Tarih: 06.02.2023 18:14

TÜRKİYE DEPREMİN ŞOKUNU ATLATMALIDIR

Facebook Twitter Linked-in

TÜRKİYE DEPREMİN ŞOKUNU ATLATMALIDIR

Necdet Topçuoğlu

En kısa yoldan, tanımlamasını yaparsak, şehirlerarası otobüs terminallerinde bağırıp çağıran, kolumuzdan tutup bizi zorla bilet bankosuna götürenler, yaptıkları bu işten komisyon alanlar ''simsar'' kelimesini en iyi tanımlayan örnektir. Nerede bir menfaat olayı varsa orada bu olayın simsarı hemen kendiliğinden oluşmaktadır. Yurt dışından mülteci akını varsa göç simsarı, yurt dışına kaçak mülteci gidecekse mülteci simsarı, deprem meydana geldiğinde deprem simsarı, siyasi iktidarlar değiştiğinde siyaset simsarları hemen devreye girmektedirler. Bunlar toplumun uyanık geçinen kişileridir. Ağızları çok iyi laf yapar, ikna kabiliyetleri yüksektir. İnsanların şaşkınlıklarını, basiretsizliklerini kolayca fark etmekte ve bu yeteneklerini paraya çevirmektedirler.

Özellikle sel ve deprem gibi doğal felaketler meydana geldiğinde hemen felaket simsarları devreye girerler. Bunlar felaketleri dört gözle beklemektedirler. Nerede bir felaket varsa, ertesi sabah felaket simsarları derhal Türkiye’nin dört bir tarafından felaket bölgesine, kurtarma ve yardım ekiplerinden önce intikal ederler. Öncelikli işleri bölgeye intikal eden devlet adamlarının etrafını kuşatmaktır. Onlara yakın görünerek elde ettikleri gücü, şaşkın ve çaresiz insanları çarpmak için kullanmaktadırlar. Biz bunları Van ve Elazığ depremlerinde çok gördük. Aslında bölgede görev yapmakta olan devlet adamlarının bu felaket simsarlarını tanımaları mümkün değildir. Bu nedenle kamu görevlilerinin çevrelerinde yer alanlara dikkat etmeleri zorunludur.

Felaket simsarları, bölgede görev yapan gerçek görevlilerin arasına sızarlar. Yardımların dağıtılmasında döner dolaşır farklı dağıtım noktalarından ihtiyaç maddelerini kaparlar. Kısa sürede adeta şirketleşirler. Bunları Yalova, Düzce, Elazığ ve Van depremlerinde çok yakından gördük. Bu durum adeta sosyolojik bir vakadır. Bölgedeki deprem felaketi henüz çok yenidir. Çalışmalar, öncelikle enkaz altında kalanları kurtarma amaçlı devam etmektedir. Yurttaşlarımız yardımseverdir. En kısa zamanda bölgeye yardımlar yağmaya devam edecektir. Söz konusu yardımların bir disiplin içinde, organize bir şekilde dağıtılması sağlanarak, felaket simsarlarına fırsat verilmemesi öneli görülmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine fazla geç kalınmadan bölgede görev üstlenmesi için emir verilmelidir.

1983 yılında Japonya’da kısa süreli deprem temel eğitim programına katılmıştım. Orada yaşayan herkes bu eğitimi almak zorundadır. Japon’ların organize olma yeteneğini gördükten sora Türkiye’de bu işlerin ne kadar sıradan yapıldığını daha iyi anlıyorum. Her felaketin sonunda yeni zenginler oluşmaktadır. Hatta Van depreminde çalınan yardımların birçoğunun dağdaki bölücü örgüte ulaştırıldığı basında yer almıştır. Deprem mağduruyum diyen bölge insanının yalan beyan ile devleti dolandırdığına tanık olduk. Köyde bir evi yıkılan, fakat ahır, ağıl ve barınaklarını da ev olarak gösterip birkaç ev sahibi olan hırsızları biliyoruz. İşte felaket simsarları devletin dolandırılmasında her zaman devrede olmuşlardır. Depremin şokundan kurtulduktan sonra, soğukkanlı ve akılcı bir şekilde krizin yönetilmesi sağlanmalıdır.

Deprem gibi doğal afetlerin meydana gelmesinde organize olan acil müdahale sistemi derhal işe başlamalıdır. Öncelikle her yerleşim biriminde, Mülki Amirlerin başkanlığında kriz yönetim masaları kurulmalıdır. Güvenlik güçleri bölgeye giriş çıkışları kontrol altına almalıdır. Bölgede asla ilgisiz insanların, dağdan inen teröristlerin olmasına fırsat verilmemelidir. Bölgeye giren yardım malzemeleri kayıt listesi ile teslim alınmalı ve aynı kayıtlara dayalı olarak dağıtılmalıdır. Yardım malzemelerinin deprem bölgesi dışına çıkarılmasına asla müsaade edilmemelidir. Mülteci ve sığınmacılar sebebiyle bölge, başıboşluğa müsait olduğundan, disiplinin sağlanması şarttır. Bu nedenle, organize bir kuvvet olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede görev üstlenmesi önemli görülmektedir.

Yaklaşık 200 Km uzunluğundaki fay hattının yırtılması ile meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem, Türkiye’nin gündemini değiştirmiştir. Depremin yarattığı büyük yıkım netleştikçe, Cumhuriyet tarihimizin en büyük felaketiyle karşılaştığımız anlaşılacaktır. Hükumet derhal ulusal yas ilan etmeli ve acil eylem planı hazırlamalıdır. Bu depremin öncekilerden farkı çok geniş bir alana yayılmış olmasıdır. Bu sebeple yönetilmesi oldukça güçtür. Koordinasyonu sağlamak amacıyla, daha önce bu konuda deneyimli olan bir Vali’nin başkanlığında ‘’Deprem Koordinasyon merkezi’’ kurulmalıdır. Aslında bu felaketlerin senaryoları ve planları daha önce yapılmış olmalı ve derhal uygulamaya konulmalıydı.

Deprem meydana geldikten sonra ben demiştim, tahmin etmiştim gibi geçmiş hikayeleri anlatmanın faydası yoktur. Devletimiz bütün enerjisini olayın yaralarını sarmaya harcamalı, iktidar ve muhalefet her şeyi bir yana bırakarak işbirliği yapmalıdır. Aksi takdirde milletimiz felaket üzerinden siyaset yapmaya kalkanları affetmeyecektir. Bu felaketten sonra şayet zamanımız kalırsa beklenen Marmara depremi meydana gelmeden, bütün senaryolar üzerinde çalışılmalı ve hazırlıklı olunmalıdır. Büyük çaplı yıkımlarda, yukarıda anlatmış olduğum felaket simsarları daha çok devrede olacaklardır. Bölgeden çıkarılacak dersler sonucunda Devlet kurumları tek merkezli bir koordinasyon sistemi çerçevesinde, organize olmalı, eğitim ve tatbikatlarını buna göre yaparak her an göreve hazır beklemelidirler.

Ülkemizin başına gelen bu doğal felaketten dolayı bütün milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sabır ve baş sağlığı diliyorum. Birlik beraberlik içinde bu felaketin yaralarını sarmak zorundayız. Bölge de yakınlarını kaybedenlere ayrıca sabır ve baş sağlığı diler, yaralılarımıza acil şifalar dilerim.

(06, Şubat, 2023-Ordu)


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —